Birkaç günden beri içimdeki ses geleceklerini söylüyor…Bir sabah bizi de darmadağın edeceklerini hissediyor yüreğim…Birgün geçti, iki gün geçti, üç gün geçti…Bugünü de atlatırsak tamam dedim, bir cuma gecesi Teheccüde uyandığımda…Zira yolculuk vardı annemlere, yaklaşan doğumumu onlarda yapmak üzere…Kalktım namazımı kıldım, hıfz dualarımı okudum, eşimi uyandırdım, ona da dedim “canım bugünü de atlattık mı tamam”…Ben bu cümleyi kurdum ve birkaç gündür beklediğim zil, sabah namazı vaktinde acı acı çaldı…Babasını ve onunla oynamayı çok seven oğlumun yanına gittim, uyandırdım onu, zira gidecekti babası…Bir kaç dakika olsun görsündü… Evet gitti babamız “çöp atmaya gidiyorum oğlum” dedi ve gitti…Ama biliyordum bu uzun sürecek bir gidişti… Oğlum eşimin gidişinin ardından çalan her kapıya “babam geldi anne” diye koşuyordu…O koşuyordu, ben kahroluyordum…

Beş gün sonra haberini aldık mahkemesi olacaktı…Adliyede uzun süren bir bekleyiş olacağını söylediler, ara verildi dediler aşağı indik…Ve eşim merdivende ellerinde kelepçeler… benimde boğazıma takılan o kelepçeler…Cezaevi dedi yutkunarak “bir tane var zaten oraya getirin eşyalarımı” dedi ve gitti…Kalakaldım öylece 2.5 yaşındaki oğlum ve kısa bir süre sonra dünyaya gelecek olan yavrumla kalakaldım…

Ve sonrası…Ben annemlerin yanında, o ise arkamda bıraktığım çok sevdiğim şehirde kaldı…Bir ay geçti ben bu bir ay, hergün bekledim onu…Çünkü korkuyordum doğumda yanımda olamayacağından. Ki öylede oldu… Hemşire tahlil için aldığı kanlarımı uzattı bana ‘al bunu eşine ver labaratuvara götürsün” dedi…Kafamı salladım “yok” dedim “nerde” dedi “uzakta gelemicek” dedim hemşire tüm Türkiye’ nin ve zalim bir adamın fotoğrafını çeker gibi…”Tutuklu mu? ” dedi. “Evet” diyebildim ve o ana kadar tuttuğum gözyaşlarımı salıverdim…

Bebeğimiz, sağlıklı sıhhatli doğdu… “İleride çok anlatacağım oğlum bu günleri sana” dedim baktım ağladım, sevdim ağladım…Bu sırada eşime haber verilsin diye cezaevini aradık, yetkileri yokmuş haber veremeyiz demişler ki haber zaten rüyada gitmiş çoktan elfu elfi elhamdülillah…Eşim tüm koğuş daki arkadaşlarına dua ettirmiş öyle hissettim ki o duaları üzerimde anlatamam… Hastaneden eve geçtik zil çaldı gelen kargo şirketi kargom olduğunu söyledi şaşırdım, annemlerin adresini eşimden başka kim biliyor diye düşünürken bir baktım ki ne göreyim? bebek çikolatası gönderilmiş üzerinde de eşimden bir not yazılmış…

Bakmayın, mevzuyu çok acıya bağladığıma… İyiydim ben aslında, enteresan bir şekilde iyiydim, yüreğimde bir sekine hani anlatılmaz da yaşanır cinsten…Sonra farkettim ki bu hak bir davanın vicdana vurmuş sesiydi.

“La tahzen” diyordu bana. Allah yâr değil mi? Öyleyse ne gam.. sonra bir baktım derdime sevdalanmışım…Derdimizi verene de sevdirene de elhamdülillah…Ki çok sebebim vardı sevmem için bir kere bu bize bir lütuftu, seçilmiş olmanın nişanıydı… Yani bizde bu işin içindey mişiz öyle mi? İnanın bazen hüzün bulutları inse de gözlerime, çok defa bu cümlelerin ardından garip garip tebessüm ediyorum… Şimdi daha tehlikeli bir yoldayız, kaybetmekle kazanmanın o incecik çizgisindeyiz…Ne olur Allah’ım şu son rampayı da atlatmayı nasip eyle…Burnumuzda tüten eyyamullahlara bizi yine kavuştur…O kıymetini bilemediğimiz yitiğimiz olan o güzel günlere ne olur kavuştur bizi hak adına, günah çukuruna itilen ümmeti Muhammed adına…

Duanıza muhtaç kardeşiniz..