Yalnızlık nedir bilir misiniz?
2 yıldır mevsimlerin hep sonbahar yaşandığı, gözyaşlarının dinmediği günler…
Rabbim, sen varsın, herşeyden herkesten önce ayırma kalplerimizi senden, bırakma sakın bizi bize…
Evet yaklaşık 2 yıl önce kapılar çalındığında Kurban Bayramı’ndan 2 gün önceydi. O bayram dahil, artık bizim için bayram yok biliyor musunuz? Bu 4.bayram olacak ama canınız can yoldaşınız hayat arkadaşınız yanınızda yok.
Herşeyi düşünen, kimsenin üzülmesine dayanamayan, ekmeğimizi bile ağzımıza tutacak kadar hassas olan, Allah’tan sonra tek dayanağımız, konuşurken sesini bile yükseltmeyen hayat yoldaşım, 2 yıldır parmaklıklar ardında…
Terörist olmakla suçlanıyor.
Adil-i mutlak Rabbim sen biliyor, görüyorsun…
Allah’a emanet, Rabbim bir evlat nasip etti. Güzel oğlum 2 yaşındayken insanların kucağına oturup konuşan oğlum, artık herşeyden korkuyor.
İlk açık görüşünü hiç unutamadım. Babasının yüzüne iki elini koydu ve 45 dakika hiç bırakmadı. 4 yaşındaydı benim yüzüme bak ” diyordu durmadan…
Her ayrılışınımızda gözleri dolar ama hiçbir şey demez sessizce yürür.
Hani dedim ya herşeyden korkuyor…
Kalbinde öyle derin izler var ki bilemediğim.
Biz evde kapıları kapatıp oturamıyoruz artık.
“Kapatma anne” diyor. “Neden?” dediğimde ” kapatırsak açılmaz içeride kalırız” diye cevap veriyor.
Bir gün rüzgardan kapı kapanınca, ellerini başına koyup hıçkırarak ağladı. İçeride kaldık anne diye, neden mi? Çünkü onun babası içeriden çıkamıyor…
Resim yapmayı çok seviyor. Resimlerde anne babası ve kendisi var. Ama babası çoğu zaman penceresi yüksek küçük ayrı bir yerde.
Kuşumuz var bir de bizim. Oğlumun can yoldaşı. Resim yapmış anne kuş, yavru kuş beraber ama baba kuş ayrı yerde. Yavrum da heralde böyle anlatıyor derdini. Şimdi 6 yaşında çogu şeyi hatırlamıyor. “Bu oyuncağı kim aldı” diyor.” Baban ” diyorum, yaa diyor sanki hiç ortak birşey yaşamamış gibi.
Bayramlar acı veriyor, sokaklar, parklar hepsi hüzün yüklü bulut gibi. Bir çocuk görse babasıyla giden, yolda onlar kayboluncaya kadar bakıyor arkasından. Böyle tablolar görmeyelim diye çoğu zaman köşe bucak kaçıyorum. 2 yılda 2 kere hasta babamı görmek nasip oldu. Baba diyemedim babama. Yavrumun hassas kalbi incinir duyarsa diye.
Allah’ım sen varsın, ne olur bizi bize bırakma…
En çok yüreğimi yakan hadiselerden biri. Birgün ” öyle yapma oğlum babana söylerim üzülür” dediğimde “göremiyorsun ki ” dedi, bu değildi içimi yakan devamı vardı cümlenin. Ben de “gelince söylerim” dedim.
“Hani ne zaman gelecek, gelmiyor ki anne, ne zaman gelecek söyle anne” dedi.
Yandı yüreğim ben bu yaşımda dayanamazken… Anlatamadım, boğazımda düğümlendi herşey, yavruma anlatamadım.
Allah’ım bizi bırakma,ne olur. Günlerce, aylarca eşimin sevdiği yemekleri yiyemedim. Onu hep bekledim. Pencereden dışarı bakmak ağır geldi, dışarı çıkmak ağır geldi. Neden mi?
İlk gittiğinde hep sorardı, yapraklar döküldü mü ? diye ama artık sormuyor çünkü yoldaşı beton duvarlar 2 yıldır…
İnanıyorum Allah’ım bir gün gelecek, hayırla yâd edeceğimiz en güzel günler dünyada da ahirette de bu günler olacak. Ne baharlar saklı içinde.
Herşey hafizamızdan silindi, unutkan olduk diyoruz ama meğer hiç utunulmayan günler bu günlermiş diyeceğiz birgün…