Dedesinin bakımında zorlanan annesinin “Dedeni dayına gönderelim” teklifi karşısında dersleri çok parlak olduğu halde ” gerekirse üniversiteyi ertelerim, hayata birkaç yıl geç başlarım göndermeyelim dedeme ben bakarım ” diyen babayiğitler den haberdar mıyız?

Bir kız, bir oğlan iki sağlıklı çocuğa sahip olmasına rağmen çocuk esirgeme yurdundan aldıkları üç yaşındaki oğlan kardeşine canı gibi sahip çıkan babayiğitlerden bahsediyorum.

Yurtta çok sıcak suyla yıkadıkları için banyo yapmaktan korkan yavruyu, bir yıl boyunca kucağına alıp ” Bak abicim, ben de suyun altındayım korkma yakmıyor ” diyerek yıkayan, melek yürekli bir babayiğitten. Yüzde 70 zeka özürlü raporu varken yuvadan alındıktan 4 sene sonra raporu kalkan, zeka değil sevgi özürlü olduğu ortaya çıkan bir yetimden ve onun sevgi ve ilgisiyle vesile olan bir aileden bahsediyorum.

Babaları isar hasletiyle yoğrulmuş. Çalıştığı iş yerinin patronunun” sen çıkarsan yerine daha fazla ihtiyacı olan birini istihdam edeceğim” teklifi karşısında düşünmeden işini bırakan bir isar kahramanından.

Böyle bir ailede yetişen 22 yaşında bir yiğit. Burslu olarak kazandığı özel okul kapanınca gittigi üniversitede notları düşürülerek okumasının önüne geçilmeye çalışılan bir genç.

Arkadaşını bulamayıp yerine annesini tutuklayan polisleri duyunca, annesini korumak için, gittiği her şehirde karakola gidip yerini bildiren bir cesur yürek. İşte bu yiğit üç aydır cezaevinde..

Damadı da hapiste olan yüreği yaralı ablamızın tek isteği bu zor günlerin bitip gerçeklerin gün yüzüne çıkması. Bu yazı bu destanı yazan babayiğitlerden haberdar olunması için yazıldı.