Selamün Aleyküm Kuru Kız!

Mektubun için Allah razı olsun. Müsait olmadığın zaman yollama. İşten filan izin alamıyorsan kendini zora sokma. En çok senden mektup bekliyorum. Beni sorarsan hamd olsun. Zaman geçiyor ama iz bırakıyor. Evet ümit muhafazası çok önemli lakin burada zaman geçtikçe insan tortulaşıyor. Yarın Salı çıkabilirim ama bu 32 yaşımı da bulabilir. Rabbimden sabır , afiyet, mağfiret istiyorum. Rabbim beterinden korusun. Çok farklı bir imtihan. 21 kişiyiz, 10 kişi yerde yatıyor. Kimse hasta olmasın diye sırayla herkes yerde yatıyor. Dubleks bizim cezaevi. Üst kat yatakhane alt kat ortak alan. Bu kalabalıkta çok temiziz. Bazen ufak tefek atışmalar olsa da çok iyi geçiniyoruz. Tartışma olsa bile akşama barışılıyor. Burada kin yok. En küçüğümüz 4.5 aylık Salih Bera, en yaşlımız 42 yaşında uzman hemşire. Şu sıralar Salih’i büyütmekle meşgulüz .Buranın yarısı veya fazlası benim gibi alınanlarla dolu. Her gün dua ve zikir. Yatağım oldu şükür. Cam önü, Allah a açık, halka dünyaya kapalı. Kendi içimizde hapis gibi gelmiyor lakin. Kapılara vuran insanlar ya da hastaneye giderken işlediği cinayetten bahsedenler, XRey cihazı ve aramalar buranın rutini oluyor. Bir de saat 19.30 deyince kilitlenen bahçe kapısı. O zaman hapiste olduğunu anlıyorsun.

Buradaki Ramazan en bereketli Ramazanıydı ömrümün. Bayramlar bayram olmuyor. Her gün hatim yapıyoruz. Dua ediyoruz. Boş zamanlarımızda zeytinden çok güzel tespihler yapıyoruz. Ciddi meşakkatli lakin iğne oyası yapabiliyorum. Nasipse ilk anneme yapacağım. 2-3 tane de amatörce kendime yaptım. Kızlar spor yapıyor. Hepimiz formumuzu koruyoruz. Burada en mühim şey sağlık. Yeme içmeye dikkat ediyorum. Ama çıkarsam 1 hafta mangalda tavuk yemek istiyorum. Bir de sessizlikte uyumak. Bilirsin biz sessizliği ve karanlıkta uyumayı severiz. Yine şükür gece 11 de ışığı kapatıyoruz ama yine de 20 kişinin fısıltısı bile gürültü oluyor. Çamaşırlar elde yıkanıyor. Yıkamak değil de kurutmak sıkıntı. Çamaşır kurutma alanı dar ve özellikle kışın çok zorlanıyoruz. Allah inşallah bizleri kışa bırakmaz. Banyo hiç soğumuyor ,boş bulmak çok zor. Tuvalette günlük sıra oluyor. Her gün koğuşu cif ile silip çekçek ile temizliyoruz. Vallahi bir sabah nöbetimiz oluyor sorma. Tabi bu kalabalıkta şart. Sabah 2 kişi kahvaltıyı hazırlıyor ve çöpleri veriyor. Sonra banyo, tuvalet, duvarlar temizleniyor. Sonra su ile 2 kat da yıkanıyor. Kahvaltı bulaşığı, sofra bezi yıkaması(4 tane), sonra sütlü kahve yapımı ile sabah nöbetine paydos. Farklı 2 kişi de akşam yemeğini ve öğle karavanası yıkanması işini yapıyor . Burada en önemli mesele Nöbet.

Bayramda hediye çekilişi yaptık. Elden gelen imkanla soframızı zenginleştirdik. Leğen çalarak da oynadık. (Hediyeler; Tespih, saklama kutusu, vernel, sabun vs.) kendimizi diri tutmaya çalışıyoruz. Çok hamarat hanımlar var. Hiç ev hanımı yok. Bir çoğu yüksek lisanslı. Diş hekimi, mühendis, eczacı, öğretmen darbe yapmayan herkes burada.

Bu ayın 21’ inden sonra 7. ayıma gireceğim. En çok yatan bir bekar 24 ay; en yenimiz de 23 günlük evli iken girmiş. Bebeğini düşürüp gelenler de var. Anneler de çok fazla. Zaten onların halini gören taş olsa çatlar. Ama ben burada bekarlara daha çok üzülüyorum. Genç kızlar gelmemeli. 5 tane bekarımız var. Maşallah hepsi de çok iyiler.

Tanımadığım bir yalancının iftiraları yüzünden cezam 6 yıldan 9 yıla çıktı. Bu kızı tanımıyorum ama ona iki cihanda da hakkımı helal etmiyorum. İlerde eder miyim zaman gösterir. Ne diyelim hükmü veren Allah.

En sevdiğimiz şey bize mektup ve fotoğraf gelmesi. Çarşamba ve Cumayı dört gözle bekliyoruz. Kedilerimi de çok özledim. Görüşüme babam geldi. ‘Ne kadar aldın’ dedi. Ben de ‘7.5 yıl’ dedim. Dondu kaldı. ‘4 yıl yatarı var’ dedim. ‘Hızlı geçer’ dedi.

Kütüphane çok zayıf. Kitap seviyeleri düşük ve hep okuduğum kitaplar var. OHAL’ den sonra dış kantinden kitap alabildik ve ilk bana kitap geldi .Büyük cevşen, Nazım Hikmet, Kafka ve Okur dergisi. Çok sevindik ve kitaplar en son benim elime geçti.

Beni en çok üzen annem. 2 haftadır benimle ağlamalı tonda konuşuyor. Diyorum ki şu hükmü annem için boz Allah’ ım . Canım annem hakkı ödenmez. Evet canı gönülden diyorum benim annem herkesten farklı. Canım annem rüyalarda her şeyi görmüş. Onda ki takva kimse de yok.

Burada günler böyle geçiyor. Selam yollayan herkesten Allah razı olsun. Hastaneye gitmek çok zor. Geçen emar’ a götürdüler. Mavi Hapishane araçları içinde kabinler var. Onun içine koyuyorlar. En kötüsü kelepçe. Cezaevinin girişine Jandarma geliyor. Askerler ellerimizi kelepçeliyor. Bu şekilde araca binip hastaneye vardık. Hastane de hep kelepçeli bekledik. Benim bölüm için bina değiştirdik. Hastanenin bahçesindeki cafenin önünden, önde komutan, sağ ve solda 2 asker, arkada 1 asker ile geçtik. O anda yaşadıklarımı hiç bir kelime ifade etmez. Aslında çok kötü olacağımı zannettim ama Allah ayrı bir feraset veriyor. Lakin arabada ağladım. O kadar insanın içinden o şekilde geçmek çok zoruma gitti. Çok şükür atlattık. Rabbim muhtaç etmesin. Herkes suçsuzluğumuzun farkında ama emir büyük yerden.

Burada televizyon, mini buzdolabı ve ketıl çaycımız var. Her gün çıkma totemi yapıyoruz. Kuş konsa, kuş pislese çıkmaya yoruyoruz. 2 Ay önce bir rüya gördüm. Kurumun bayan müdürü bizi koridora çıkartmış, sessizce ‘sizi çıkartacağız’ diyor. Tüm koğuş var. Sonra bizi kapkaranlık bir ormana bırakıyorlar. Bizi niye gecenin bu vakti buraya bıraktılar diyoruz. Yürüyoruz kocaman arena gibi bir düzlük, insanlar Kabe’ nin etrafındaki gibi yuvarlak şekilde namaza durmuşlardı. Bize yol açıyorlar ve Orta da Nurettin dedem. Bizi o kalabalıkta 4. safa yerleştiriyor. Nurettin Dedem diyor ki ‘Ben de sizi bekliyordum, hadi namaza duralım’ dedi. Üzerinde de Osmanlı cübbesi vardı. Eşim de benzer bir rüya görmüş. Bana mektup yazdığında anlatmıştı. Kimseye söylemedim.

Şu an ikindi vakti. Gün batımı. 7 metre duvardan zor mavi gökyüzü görünüyor. Duam o ki başka kimse gelmesin. Sevdiklerimizin, dostlarımızın başına bir iş gelmesin. Eşim de 5 kişilik koğuştaymış. En disiplinli bizim ki. Saati saatine her şeyi yazmış. Zikir ile geçiyormuş tüm vakti. Koğuştakilere Tecvit ve bir kişiye Kuran öğretiyormuş. Tüm bulaşıkları bizimki yıkıyormuş. Kızdım. Sevapları kaçırmayım diyor. Zaten ciddi titizdi. Burada da her yeri ıslak mendille siliyorum diyor. Konsolosluktan bir kişi, biri doktor ve bir de mühendis bir kişiyle kalıyormuş. Bizimkini çok seviyorlarmış. Bulaşık yıkayanı kim sevmez ki?

Allah’ a emanet olun…