Eşim Ahmet bey ile 12 yıl oldu hayatımızı birleştireli. Ahmet Bey imam hatip lisesi mezunu. Kur’an-ı Kerim’i güzel okuyorlar diye Mısır’a, Mısırlı hafızlara , Ezher Üniversitesi’ne karşı ayrı bir sevgisi varmış. Etrafında Mısır Ezher üniversitesine gidenlerle tanışınca kendisi de bir yolunu bulup eğitimini bu üniversitede yapıyor.

Üniversiteden mezun olup tekrar ülkesine döndüğünde karşılaştığı sürpriz Ezher Üniversitesi’ nin denkliğinin kaldırılmasıymış. Ve kurumlar, “askerliği kısa dönem yapamazsınız uzun dönem yapacaksınız” demiş.

Askerlik sonrası ise hayatımızı birleştirdik. Şimdi 2 erkek çocuğumuz var. Ahmet Bey’inn üniversite denkliği olmadığı için devlette bir yerde çalışmanın zor olması sebebiyle özel sektörde iş hayatına başladı.

Ülkenin farklı şehirlerinde çalıştıktan sonra 2014 Yılı sonlarına doğru Manisada bir Özel kurumda çalışmaya başladı. Ahmet Bey işini titizlikle yapan , güler yüzlü , sıcakkanlı bir kişiliğe sahiptir.

15 Temmuz 2016 tarihinden sonra hayatımız adeta karardı. Eşimin çalıştığı kurum devlet tarafında bir KHK yayınlanarak gasbedildi. Toplumda da çok büyük kutuplaşmalar hedef göstermeler, cadı avı olunca bulunduğumuz ilden ayrılmak zorunda kaldık. Memleketimiz Osmaniyeye taşındık

Ahmet bey günlerce iş aradı. Sanki bir suçluymuş gibi, suç işlemiş muamelesi gördü, hiç kimse iş vermiyordu. En sonunda İstanbul’da bir inşaat firmasında inşaat işçiliğinde çalışmaya başladı. Ailesinin geçimini sağlamak için 8 ay tek başına kaldı, barakalarda yatıp kalktı.

Ülkede hukuk, adalet, adil yargılama olmayınca bir kişinin ihbar etmesiyle insanlar terörist ilan ediliyordu. Bir sabah eşimi Terör şubeden almaya geldiler. Eşimin suçu neydi? Özel bir kurumda çalışmasıydı.

Eşim evde yoktu. Polis memurları beni sıkıştırıyorlar, eşimin nerede olduğunu soruyorlardı. İşini kaybeden , ailesine sığınan bir insana ne sorulur, nasıl geçiniyorsun ? iş bulabildiniz mi ? denilmez mi ?

Ahmet Bey sigortasını iptal ettirip sigortasız işlerde düşük maaşlarla çalışmaya başladı.

Bir sabah kapımız tekrar çaldı, resmi kıyafetli polisler tekrar gelmişti. Ahmet Bey bu sefer evdeydi.

Sonuç olarak, OSMANİYE cezaevinde 12 kişilik koğuşta 30 kişi kaldılar. Yerlerde yattı, ibadetlerini bile yapmalarını yasakladılar. Hak ihlalleriyle dolu aylar geçti. 1 yıl sonra Mahkemesi oldu. Hiçbir somut bir suç , delil gösteremediler. Ama tahliye de etmediler.
Eşim sağlığını kaybetti. Önce kalpde ritim bozukluğu vardı. Cezaevinin kötü şartlarında bel fıtığı hastalığı ile dayanılmaz acılar çekiyordu. Hastane doktoru eşimin ameliyat olması gerektiğini söyledi. İyi bir iyileşme süreci geçirmezse , felçli kalabileceğini söylemiş.

Ameliyat oldu ama , tahliye olmadı, cezaevinin kötü şartlarında yaşam mücadelesi veriyor.

İnsan haklarına sahip çıkan kuruluşlardan yardım bekliyoruz, yazdıklarım çok özet bilgiler, yaşananlar çok ağır bir dramdır.