12 aylık bebeğim ile 2018 Nisan ayından beri tutukluyum. Eşimle aynı zamanda tutuklandık. Bebeğim dışında iki yaşında bir kızım ve yedi yaşında bir oğlum var. Üç çocuk annesiyim ve hepsi daha çok küçük. Her ikisi de ayrı yerlerde kalıyorlar. İki yaşındaki kızıma ablam, oğluma ise kayınvalidem bakmaktadır. Çocuklarımın hepsi anneye en fazla ihtiyaç duydukları zamanda yanlarında olmadığım için psikolojik sıkıntılar yaşamaktalar. Aile bağlarımız kopmuş, birliğimiz tamamen dağılmış durumda.

On iki aylık bebeğimle tutuklu bulunmaktayım. Cezaevi bir bebeğin gelişimi için hiç uygun değil. Koğuş kalabalık olduğu için hijyeni sağlamak da çok zor. Sürekli olarak ağır temizlik ürünleri ile temizlik yapılıyor. Bu da bebeğimin sağlığını kötü etkilemekte. Ortam çok fazla rutubetli. Ne kadar havalandırsak da yataklar rutubet kokmakta. Bebeğim ilk zamanlarda sadece oturduğu için çok sıkıntı olmuyordu. Fakat şimdi yürüyor ve her yer beton ve paslı demir. Bebeğim devamlı yürümek istiyor ben ise yürütmek istemiyorum. Çünkü düşüp bir yerine bir şey olmasından korkuyorum. Bu da beni hem bedenen hem de ruhen çok yoruyor. Şu an sütüm iyice kesildiği için mama veriyorum. Gündüzleri ise kurumun bize gönderdiği yemekleri veriyorum. Fakat yemekler çok yağlı olduğu için yemek istemiyor. Ayrıca katı gıdalar verdiğimde de kabızlık problemi yaşıyor. Yedirdiğim gıdaların ona yararlı mı zararlı mı olduğu tartışılır. Kilosu yaşıtlarından düşük. Bebeğimin bu dönemde organik gıdalarla hazırlanmış çorbalarla beslenmesi gerekirken çok sağlıksız gıdalarla besleniyor.

Bebeğim dış dünyadaki sesleri bilmediğinden koğuştan çıktığı an ağlamaya başlıyor, korkudan titriyor. Aşıları için hastaneye giderken cezaevi aracına bindik. Fakat biner binmez ağlama krizi geçirdi. Arabanın çalışmasıyla ağlaması daha da arttı. Onu sakinleştirmek çok zor oldu. Anne olarak yaşadığım acıyı ise anlatmak mümkün değil. Dünyası koğuştan ibaret olduğu için dış dünya ile ilgili hiçbir şey bilmiyor. Bu nedenle ona yabancı olan her türlü ses ve nesneden korkuyor, ağlıyor. Ayrıca son iki haftadır koğuşta fare görülüyor. Bu da beni çok endişelendiriyor. Zaten sağlık ve hijyen için uygun koşullar yok. Üstüne bir de fare çıkınca iyice tedirgin olmaya başladım. Şikayette de bulunamıyoruz.
Çünkü bulunursak buradan sorgusuz sualsiz sevk ediliyoruz. Bundan korktuğum için de hiçbir şey yapamıyorum.

İki yaşındaki kızım bana bebekliğinden beri çok düşkündü. Şu an yanımda olması gereken bir yaşta iken cezaevinde iki çocuğa bakma olanağım olmadığından onu yanıma alamıyorum. Sadece açık görüşlerime gelebiliyor. Çünkü bir kez kapalı görüşüme geldi, bana gelmek isteyip gelemediği için ağlamaya başladı. Bu sebeple bir daha kapalı görüşlerime getirmediler. Açık görüşlerde ise sürekli ağlayıp yanıma gelmek istediğini söylüyor. Ona çare olamadığım için çok üzülüyorum ve kendime kızıyorum. Daha küçük olması sebebiyle durumu anlayamıyor. Kendisini annesi, babası ve abisi tarafından terkedilmiş zannediyor. Küçük kardeşini ise kardeşi gibi görmüyor. Onun yerine kuzenlerini kardeşi yerine koymuş. Benden ayrılmış olmak onda hırçınlığa sebep olmuş. Çok çabuk ağlıyormuş ve hiçbir şey onu mutlu edemiyormuş. Psikolojik destek almaya başlayacaklarmış. Çok huysuz bir çocuk olmuş. İki yaşında bir çocuk için hatta hala bebek diyebilecek bir yaşta iken bu yaşadıkları ona çok ağır geliyor. Bu yaşadıklarının hem şu anki hayatında hem de ileriki yaşlarında ciddi psikolojik rahatsızlıklara sebep olmasından korkuyorum. Yaşadığı tramvayı atlatamamasından endişe duyuyorum. Ayrıca anne kavramını kaybetmek üzere. İki ablama da anne demektedir. Bu bana ne kadar iyi bakıldığını ispatlasa da beni çok üzüyor.

Yedi yaşındaki oğlum kayınvalidem ile birlikte Safranbolu’da kalıyor. Oğlum yapı olarak sakin bir çocuktu. Fakat artık sakinliği bırakmış daha çok içine kapanık bir çocuk olmuş. İnsanlarla iletişime girmiyormuş. Yaşıtlarıyla oyun oynamıyormuş. Bu eğitim döneminde okula başlaması gerekiyor. Fakat okula gitmek istemiyormuş. Kayınvalidem birçok kez sorunun kaynağını öğrenmeye çalışmış ve sonunda okula gitmemesinin sebebinin anne ve babasının olmayışından kaynaklı olduğunu öğrenmiş. Bütün çocukların anne ve babası varmış ama onun yokmuş. Artık bir ailesinin olmadığını düşünüyor ve bu onun iç dünyasında yıkımlara sebep olmuş. Tek başına kaldığı için ezileceğini düşünüp kimseyle arkadaşlık kurmuyormuş. Bu nedenle biz gelmeden asla okula gitmeyi kabul etmiyor. Hiçbir konuşmamız onu teskin ve tatmin etmiyor. Sürekli neden yanına gelemediğimizi sorguluyor ve ona verdiğimiz cevaplarla yetinmiyor.

Üç çocuklu bir anneyim. Kendi problemlerimi geçtim ama çocuklarımın derdine çare olamamak beni daha çok yıpratıyor. Onlardan ayrı kalmak beni çok üzüyor.

Zeynep Öztan

Kepsut Cezaevi