Ben bir anneyim, üç evladı olan. İki kız bir oğlan . Yaşım dayanmış 60’a. Lakin bu son iki yıl bir 60 yıl daha yaşlandırdı beni. İki yıldır ülkemizde estirilen cadı avı fırtınasının vurduğu bir çok insandan sadece biriyim.

Önce büyük kızımı aldılar bizden, yavrusundan. 3. sınıfa gidiyordu daha torunum. Ben 60 a merdiven dayamışken yeniden anne olmak zorunda kaldım. Halbuki sevip sevip kucaklayıp sadece zevkli kısmını yaşayacaktım artık çocuk bakmanın. Küçücük gönlü yaralı bir ceylan kalıvermişti elimde. Annesi tutuklandı. 6 ay içerde kaldı. Annesi içerdeyken bu defa da babasını aldılar yavrucuğumun. Annesi çıktı sonra dayısını aldılar.Kızımın yuvası yok artık yanımıza taşındılar. Damadım ceza aldı 7.5 yıl. Oğlumun mahkeme üstüne mahkemesi oldu o da 8 yıl 9 ay ceza aldı. Bu arada eşimi de aldılar birkaç iftiracı yüzünden. Ben sakin bir yaşlılık hayal ederken son iki yılda ömrümde yaşamadığım çileyi çektim. Şükür ki eşim imza karşılığı bırakıldı. Yoksa biz kızım torunum ile yapayalnız ne yapardık. Kızımın da imzası var hala.

Biz haftada iki gün bir damadımın, bir oğlumun görüşlerine yetişmeye çalışıyoruz maddi manevi öyle çok yıprandık ki hangi birini anlatayım. Oğlum belki de evlenecek çoluk çocuğa karışacaktı. Bir Ziraat mühendisinin terör ile nasıl bir bağı olabilir anlamış değilim. Damadım kızım öğretmen. eşim yemci. Güler misin ağlar mısın.Şaşırıp kaldık ve bu insanlar terörist olarak yargılanıyor. Eşim evlatlarına karşı benden şefkatli bir insandır. Oğlum, damadım, kızım da öyle.

Hiç bilmediğimiz cezaevi, karakol, adliyeler mekanımız oldu. Umarım tez zamanda biter bu çileli günler. Güzel insanlar tekrar yurduna yuvasına tez döner…