Veysi Karan

Meriç’te Şafağın Sancısı

Koskoca maziyi topladım bir çantaya,
Kıyısında buluştum coşkun bir nehrin,
Arkada kelepçeler, önümde sarp bir kaya,
Ayrılık gözyaşıyla terkettiğim şehrin.

Her adımda çözülmekte gece karanlığı,
Küçücük kızım sırtımda bekliyor aydınlığı,
Gafilin yalancı mutluluklar ülkesi sandığı,
Ben gibilerin hürriyeti eskittigi dehrin.

Mazinin hesabı zihnimi tırmalamakta,
Dilimde zikir ve dua bu gece karanlıkta,
Şafağın sancısı ufukları parçalamakta,
Sahiline vuran masum ruhlarla bahrin.

Zafer orduları haşmetiyle atlarını sulardı,
Kıyında sultanlara selam duranların vardı,
Sen bakardın, suların duru berrak akardı,
Maziyi unutturmak için zerkettiği zehrin.

Bir gün öz evlatlarına kan kusturulacak,
Buna alkış tutan bir sürü dalkavuk alçak,
Dillerde alet edilen din, ellerde sancak,
Gördükçe ölüp dirilmekmiş senin kahrın.

Akıllar idrake kilitli, hissiyat felç olmuş,
Ezik şahsiyetler kırıntılara boğulmuş,
İmana pranga, mümine kelepçe vurulmuş,
Müslümanı düşürdüğün bu zillet de fahrin.

Veysi İslamda hüsnü zanla aldanmış,
Uğruna kan dökülen hürriyet bir yalanmış,
Mülk, emanet, adalet hırsızlarca talanmış,
Kapanır defter