Veysi Karan

Feryat ve Niyaz

Ne gam var bende ne keder,
Lütfuyla yazılmış, buymuş kader,
Meğer gülmeyi unutmuşum,
Bir an-ı tebesüm ömre değer.

Gel üstümüzdeki zalamı dağıt,
Ağlasam yaramı tarife yetmez ağıt,
Göz yaşı kurudu kalemim de,
Yazmadan simsiyah oldu kağıt.

Zalim inletiyor kinle, intikamla,
Yer sukutta, gökten yok bir damla,
Acep Halıkı esbabın hikmeti nedir?
Mazlumu bekleten yüce imtihanla.

Yetişir mi nusretin ey Kudretli Şahım,
Çırpınmaya mecali yok iki cenahım.
Bükülmüş beller, kırık kalplerimiz,
Ulaşmaz mı feryadı katına dinmeyen ahım?

Naçar kullarına derman olsan ne olur?
Feraha erse tüm mazlum ve mağdur,
Kapanmış kapıları açan Fettahü Mübin,
Aç kapılarımızı yetiman duysun sürur.

Zalimi tasvire kapalı dilim,
Zulmü anlatmaya yetmiyor elim,
Babasız, annesiz yetim yavrular,
Daha ne anlatsın bizlere halim.

Şerha şerha parçalandı yürekler,
Zincir zincir kilitlendi bilekler,
Birde kapılar ardında çekilen var,
Dünyadan ukbaya ertelendi dilekler.

Bacı-kardeş, kız-kızan, anne-baba,
Cana canana dokundu arsız akbaba,
Ne genç dinledi zalim, ne ihtiyar,
Yetişin himmetinizle ey Âl i aba.

Bu ulvi davayı kim üflemekle söndürür,
Ölmeye azmetmiş imanı kim öldürür,
Safi ruhları boğar mı bahr u nehir,
Boğulmak gaslidir şehidin. Anca güldürür.

İman bu tek yürek olunca azmi yıkar mı?
Vurdukça zulüm, güçlenir hayattan bıkar mı?
Azmetmiş otağını ötelere kurmaya,
Yıkmışsın çadırı dönüp bakar mı?

Ey Ahmak zulüm güruhu menfati acel,
Artık düğün dernek ne ile gelirsen gel,
Bir de taptığınız putlarınız var ya,
İnnel münafıkıne fidderkil esfel.

Kahharı Zülcelal’e daveti niyazımızdır,
Kapılar ardında gizlenen feryadımızdır,
Kırık kalplerimiz var ki O buyurmuş,
O bizim hakka gizli inkıyadımızdır.

Bu destanı zulmu tarife yetmez huruf,
Bilmem ne zaman yetişe bahrı lütuf,
Nice zalimanı batırmış yere Kadir,
Batırsın zalimi devrin koymasın zuruf.

Ah şahımız nola ihsanından bir katre,
Yeşertsin kupkuru inleyen sadre,
İntizar eyleyen binlerce yaşlı göz,
Vuslata ersin, zafer verdiğin gibi Bedr’e.

Aman ya Rab! Bekletme mazlumini darda,
Tut elimizden bırakma bizi kışta karda,
Yakma zalim ateşiyle efradü masumanı,
Duymaktasın inleyen mağduru ne zorda.

Hakk ismin aşkına hakkı dağıt bizlere,
Kalmadı dermanımız düştük dizlere,
Nice kurban geldi katına kabul buyur,
O zümre hürmetine bize muştunu duyur.

Koyma mazlumun hakkını hizbi zulümde,
Ya yerle bireyle ya da düşsünler derde,
Ayır bizim aramızı münafık gürühla,
Recamız budur senden bu zor demde.

Veysi sözün tarifden acizdir hak davayı,
Duayı masuma dahil ol bırak hevayı,
Bir anlık mazlumun feryadı var ya,
Gürühü münafıkan bulsun belayı.