Ben 51 yaşında 3 cocuk annesiyim. Ev hanımıyım. Eşim öğretmen. En büyük oğlum makine mühendisi. Kızım hemşire. Küçük oğlum memur. Eşim 15 Temmuz sürecinde hiç bir haklı sebeb olmadan binlerce memleket sevdalısı gibi terör örgütüne üye olmak iddiasiyla içeri alındı. İddia diyorum çünkü 10 aydır mahkemesi bile olamadı. Hâlâ suç arıyorlar. Haksız olarak içerde tutuyorlar. Evladlarımla bu zorlu süreci atlatmaya çalışıyoruz.

Eşimin tutuklanmasının ardından makina mühendisi oğlum da Ramazan ayında bylock davasından içeri alındı. Oğlumu, şirket vazifesi geregi yurt dışına göndermişti. Vazifesi bittigi için yurda döndüğünde daha bize ve nişanlısına ulaşamadan ellerine kelepceler takıldı. Biz babamızı beklerken düğün yapmak için, oğlum da içeri alındı. Çarşamba eşimin görüşüne, Perşembe oğlumun görüşüne gidiyorum. Öyle bir acı ki tarifi mümkün değil. Eşim Afyon Cezaevi’nde. Oğlum İzmir Şakran Cezaevi’nde. Bir kadın başıma iki sevdiğime de yetmeye çalışıyorum. Avukata soruyorum ne olacak bu böyle ne yapacağız oğlumu eşimi kurtarmak için. O bile diyor ki hiçbir şey. Çünkü bizim de elimiz kolumuz bağlı adalet yok diyor. Ama elbet bu süreç bitecek Allah’ın izni ile…

Acılar, gözyaşları, yerini sevince mutluluk gözyaşlarına bırakacak. Çünkü içeride binlerce Anadolu evlatları. Dışarıda da onları dualarla bekleyen ANA’lar ve yavrular var…

Biz hayatımız boyunca hukuksuz iş yapmadık. Bu hukuksuzlukta bile çareyi hukukta aradık. Gerekli bütün yerlere başvurumuzu yaptık. Elbet bugün kör topal olan hukuk sistemi cok yakında sağlığına kavusacak. Ve biz bütün bu yaşadığımız maddi manevi mağduriyetlerimizin karşılığını alacağız. O günü dört gözle gözle bekliyorum…