Merhaba,

Adım Merve, 1990 Ankara doğumluyum. Ben bu ülkeye hizmet etmiş, devletin makam aracına çocuğunu bindirmeyecek kadar devletini ve milletini seven, koruyan ve haram yemeyen bir babanın evladıyım. İlk orta ve liseyi Ankara’da okudum. Üniversiteyi okumak için gittiğim Bolu da okul bittikten sonra evlenerek yerleştim. Eşim hayırlı ve güzel işler yapmak için bir araya gelmiş, güzel insanların kurduğu, köklü bir dernekte, sekreterdi. Belediye başkanının da sık sık ziyaret edip faaliyetlerini desteklediği bu dernek 17/25 Aralık’tan sonra kendini hissettiren zorbalıklar ve baskılarla faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldı. Dolayısıyla eşim de işsiz kalmış oldu. Bir bebeğimiz olacaktı eşim tekrar bir işe giresiye kadar benim de aile ekonomimize destek olamam gerekiyordu.

Mahallemizde bulunun özel kız yurdunda işe başladım. İş ortamımı çok seviyordum güzel insanlarla birlikte çalışmak bana mutluluk veriyordu. Ta ki o herkesin hayatını alt üst eden o geceye kadar. Ne olduğunu anlayamadığımız o geceden sonra ne evden çıkabildik ne de o çok sevdiğim işime gidebildim. Çünkü darbeyi kimin yaptığının anlaşılmasına fırsat verilmeden, televizyonlarda bir kısım insanlar hedef gösterildi. Ve bir gece haber geldi çalıştığım yurt yakılmak istenmişti. Bir takım insanlar halkın öfkesini, ülkesine milletine hizmet eden hasbi insanların üzerine çekmeye çalıştılar.

Hamileydim ve büyük bir endişe ile birkaç parça eşya yanımıza alarak o gece evimizden ayrıldık. Ve evimize bir daha da dönemedik. Daha sonra öğrendik ki biz çıktıktan sonra evimize polisler gelmiş eşimi içine dâhil olmadığımız hatta haberdar bile olmadığımız bir darbe girişimine ortak olduğunu iddia ederek. Hamileliğimi sürekli yer değiştirerek geçirmek zorunda kaldım. Sonunda bir ilçede ev tutup düzen kurmaya çalıştık. İlçede olduğumuz için doktor kontrollerine gitmekte çok zorlanıyordum her an bir GBT sorgusunda yakalanma korkusuyla.

Hamileliğimin sonunda bebeğin ne vakit geleceğini kestiremediğimiz için gebeliğin sonlarında, doktor kontrolüne sağ salim vardığımız bir gün (ki doktora gittiğimizde şükrediyor ve tekrar eve dönmekte endişe ederek yola çıkıyorduk) doktorumuzdan bebeği o gün sezaryenle almasını rica ettik. Ayni gün kayınbabamın evine polislerin gittiğini beni ve esimi aradıklarını öğrendim. Hakkımda arama kararı vardı. Dolayısıyla normal bir doğum sureci yaşayamadım. Bebeğimin normal yollarla doğmasını bekleyemedim. Zaten hamileliğimi de büyük bir üzüntü içerisinde geçirmiştim.

O gece hasta girişini yapıp bekledik. Hastane odasında bana gösterilen yatağa yatmadan hastanenin dışında doğumu bekledik çünkü polislerin gelip beni veya eşimi götürmesinden korkuyorduk. Bebeğimi sezaryen doğumla dünyaya getirdikten sonra apar topar gene hastaneden ayrıldık ve sonra kontrollerime gidemedim. Bebeğimi hastaneye kontrollere götüremedim. Aşı vurulması gerektiğinde anneannesine teslim ettim ve her seferinde başka bir sağlık ocağına götürmelerini tembih ettim. Simdi bir evin içinde dışarıya çıkamadan bir hayat geçirmeye çalışıyoruz.

Her gün endişeli geçiriyorum her an acaba gelirlerde bebeğim annesinden ayrı kalır mı diye. Çünkü biliyorum soğuk nezaret ortamlarında bebeklerinden ayrılan anneler var, doğum yapar yapmaz hastane odasına polislerin baskın yapıp götürdüğü anneler var, bebeğini emzirirken apar topar gözaltına alınan anneler var. Her gece sessizce ağlayıp annesine babasına kavuşmak isteyen bebekler ve çocuklar var… Bebeğimi her kucakladığımda dua ediyorum rabbim tüm bebekleri annelerine ve tüm anneleri eşlerine kavuştursun… Güzel ülkemizde, doğan baharla birlikte yeniden sevgi tohumları atılsın… Yeniden bir kez daha birlik ve beraberlik içinde yaşayalım… En önemlisi bebekler ve çocuklar annelerine babalarına ve yuvalarına kavuşsun.