Sevgili Çilekeş Eşim,

Bu mektupta neler yazmam gerektiğini inan ki bilemiyorum. Kalemi elime aldım şöyle mi yazsam, böyle mi yazsam diye uzun zaman düşündüm. Aslında niyetim dün akşam yazmaktı ama yazamadım. Şu anda da çok farklı duygular içindeyim. Mahkemeden gelince hepinizi hayalen tek tek gözümün önüne getirdim. Hepinizle hayalen tek tek konuştum. Ama en sonunda boğazım düğümlendi. Artık sözün bittiği yerdeyiz.

Sevgili eşim, mahkeme bittikten sonra tam çıkarken senin mütebessim çehreni gördüm. O an hala gözümün önünden gitmiyor. İnşaallah Rabbim bundan sonraki zamanlarda sizleri sıkıntılardan ve kederden uzak tutar ve hepinizin güzel yüzündeki o tebessümler hiç eksik olmaz.

Sevgili eşim, bu mektubu cuma günü yazmaya başladım. Buraya kadar olan kısmını cuma günü yazdım. Şu an ise günlerden pazar. Aslında yazacak o kadar çok şeyim var. Ama kalem ve hissiyatım yazmama müsade etmiyor. Sakın moralimin çok kötü olduğunu falan düşünmeyin. Zihnen ve vicdanen çok rahatım. Ama aklımın bir kenarında hep siz. Bundan sonra nasıl olacak nasıl yapacaklar? Zihnimde yüzlerce soru ama elim kolum bağlı ve çaresizim.

Sevgili eşim, hakkını helal et.

Hepinizi

çok ama çok seviyorum. Yavrularımı öpüver. Hepsi sana emanet, sende Allah’ıma emanet. Canım oğlumun doğum gününü kutluyorum, gözlerinden öpüyorum. Kızım burada sana sürekli dua eden bir baban var. Hepinize ayrı ayrı yazacaktım ama yazamadım, yazamıyorum. Babanızı asla unutmayın.
Sizi çok seven naçar babanız…