4 yıllık bir fakültenin iktisat bölümünden mezun olmuştum. Bir yandan KPSS’ ye hazırlanıyor bir taraftan da çalışıyordum. Bir gün sıranın bana geleceğini bilemeden… Küçük bir ilçe olduğu için etrafımızdaki dost bildiğimiz kişilerin ihbar etmesiyle 1 günde eve 2 kez polis ekipleri geldi. İki seferde de evde yoktum. Bir daha da orada kalmadım.

Suçumun ne olduğunu bilmiyordum. Ne yapmış olabilirdim de bunu yaşıyordum? Korku ve endişeyle işkenceye maruz kalanları duydukça gidip ifade vermeyi hayal bile edemedim. En azından OHAL kalksın hukuk birazcık olsun işlesin diyerek bekledim. Alnımız aktı ve hesabını veremeyeceğim bir şey yoktu hamdolsun. Ta ki ailemden iki abim de gözaltına alınana kadar. O gariban anneciğimin gözyaşları durmadı. Aileme ben gelmezsem abilerimin çıkamayacağı söylenmiş. Çocukları olduğu için ‘’en azından sen git bekarsın geride kalan kimse yok’’ diyorlardı. Yani beni verecek abimi alacaklardı. Geride kalan hayallerim, hayatım, gençliğim… Şikayet ya da isyan değil, imtihan deyip sineye çekiyoruz. Kuru bir yaprak bile ALLAHIN EMRİ OLMADAN YERE DÜŞMEZ İKEN BAŞINA GELEN HANGİ ŞEYE TESADÜF DİYEBİLİRSİN. Her şeyi görüp bilen Rabbime havale ediyorum. Velhasıl ifade vermeye gittim. Ben gideyim ki yeğenlerim babalarına kavuşsun. Önce göz altına aldılar. Hakaretler, tehditler bini bir para. Sonra Rabbimin lütfuyla mahkemeden denetimli serbestlikle bırakıldım.

Abilerime gelince ek ifade gerekiyormuş abilerimin çıkması için. Avukat yanımda memur ifade alıyor iken bir taraftan da bağırıyordu ‘’yalan söyleme avukat olmasa sana yapacakları bilirdim’’ diye tehditler tehditler… Neyi kabul edecektim ne yaptım ki? Gecenin bir yarısı savcı abimleri de beni de serbest bıraktı. Eve geldik ama ailem yüzüme bile bakmıyor. Ağlaya ağlaya gözyaşlarımız kurudu. Derdini anlatamıyorsun kimseye, ailen bile seni anlamıyor. Benim gibi bu sıkıntıları yaşayanlar vardır. Allah herkesin yardımcısı olsun. Zor olsun ki imtihan olsun diyor Hz. Mevlana. Velhasıl zor ki ne zormuş.