Dünyanın en masumları olan çocukların suçu, günahı neydi, anlamıyorduk. Babam gittiğinde 5 yaşında olan kardeşimin duyguları…

Babam için geldiklerinde Zülal’im etkilenmesin diye karşı komşuya emanet etmiştik. Korkuyla etrafına bakan, olan biteni anlamaya çalışan ufacık yüreğine dünyaları sığdıran 5 yaşındaki masum yavrulardan sadece biriydi. 2 Eylül günü babam giderken kızımla vedalaşabilir miyim diye izin istemişti ve kardeşimle sarılmış; gözyaşları içinde arkasına baka baka polislerin kolları arasında gitmişti.

Zülal’imin ilk sorusu “Abla babam nereye gidiyor, neden götürdüler?” olmuştu. Ona söyleyebildiğim tek şey ” çalışmaya gitti ablam ” demek oldu.

Günler geçmeye başlamıştı bayram nedeniyle açık görüş günü gelmişti. Zülal’im ilk defa babasıyla karşılaşacaktı. Bir sürü kontrolden geçtik, 5 yaşındaki kardeşim korkuyla memurlara bakıyor ve heceleyerek adını söylüyordu. Artık buluşacağımız, kavuşacağımız yere gelmiş babamızı bekliyorduk. Demir bir kapının açılmasıyla tek tek gelen insanlar içinden babamızı arıyordu gözlerimiz. Babamı görmesiyle kardeşimin koşarak onun kucağına atlamasını hiçbir zaman unutamam. Hepimiz Zülal’in ne tepki vereceğini bekliyorduk. Dediği ilk şey “Baba burda öğrencilerin seni çok yoruyor mu? Yoruyorlarsa çalışma, gel eve, ben sana bakarım.” demek oldu. Yarım saatlik görüşümüzün nasıl geçtiğini anlamadık bile.

Konuşmayı çok seven kardeşim, artık çok sessizleşmiş, içine kapanmıştı. Bazı geceler anne nolur artık babam gelsin, baba, baba diye ağlıyordu. Bizim ise elimizden hiçbir şey gelmiyordu. Okul dönemi başlayınca ana sınıfına kaydettirsek belki biraz açılır, rahatlar diye düşündük. Okulun ilk haftaları okula gitmeyeceğim diye her gün ağlamaya başladı. Nedeni ise hepimizin gözyaşlarını akıtmaya yetmişti. Herkesin babası okula geliyor, benim babam gelmiyor diye ağlıyordu. En çok ihtiyacı olduğu zamanda babasıyla arasına mesafeler girmişti. Bir yıl onun için çok zor geçmişti.

Yeni bir okul dönemi daha açılmıştı ve artık kardeşim 6 yaşındaydı. Şimdi birinci sınıfta ama yine okula gitmek istemiyor, bu seferki nedeni ise hemen okuma yazma öğrenip babasına mektup yazmak. Çünkü babamın olduğu cezaevinde resim yasaktı ve kardeşimin resimlerini almıyorlardı. O da resim yapmak istemiyor, yazıyla düşüncelerini yazmak istiyordu. Kardeşimin yüreğine, duygularına da, hayallerine de kelepçe takılmıştı. Küçücük yüreğiyle istediği masumca şeydi babasının eve geri gelmesi ve onun için her gece yatmadan babasının eve gelmesi duasıyla uyuyor.

Rabbim sen bu yavrularımızın gözyaşları hürmetine onları sevdiklerine kavuştur…