T a h l i y e

Gitmenin sevinci mi, geride kalmanın hüzmü mü diyeyim
Vuslatın heyecanı mı, ayrılığın ızdırabı mı diyeyim
Sevinç misin hüzün mü , acı mısın , heyecan mı nerden bileyim
Gelmedin ki göreyim, TAHLİYE!

Sevgilin duası mı , zalimin korkulu rüyası mı diyeyim
Gidene hoş bir anı, kalanın alın yazısı mı diyeyim
Dua mısın , rüya mı, yazgı mısın, hor bir anı mı nerden bileyim
Kapıda durma, içeri girde göreyim, TAHLİYE!

Bekleyenin tek hayali, gidenin tatlı gerçeği mi diyeyim
Tadana şeker şerbet, uzaktan bakana zehir mi diyeyim
Hayal misin , gerçek mi, şeker misin , zehir mi nerden bileyim
Bir lokma da bana verde yiyeyim, TAHLİYE!

Demir kapıdaki tıkırtı, yan koğuşta bir bağırtı mı diyeyim
Masumun sesiz sedası, suskunun bitmez feryadı mı diyeyim
Tıkırtı mısın ,bağırtı mı, feryat mısın , fısıltı mı nerden bileyim
Bir ses ver bende dinleyeyim, TAHLİYE!

Gelmez bir şafak mı, hasrete son durak mı diyeyim
Kalana kara batak, gidene dört nala burak mı diyeyim
Şafak mısın, son durak mı, batak mısın, burak mı nerden bileyim
Biraz eğilde ben de bineyim, TAHLİYE!

Sabırsıza yıllar sonra, tevekküle bir gün demişsin
Gelmesem bile aylarca, bekleyin her an demişsin
Yıl mısın, gün mü, ay mısın, her an mı nerden bileyim
Söyle hangi takvimdesin, TAHLİYE!