Bu büyük zulüm, bizi ilk defa babam ve annemle buldu. Bir sabah alındıklarını öğrendiğimde dünyanın başına nasıl yıkıldığını ilk defa hissettim malesef son olmayacakmış…

Mübarek bir ramazan günü gencecik kız kardeşimin alındığını duyduğumda, ikinci defa yaşadım o hissi hepsi birbirinden beter acılarmış. Aranmam olduğu için ziyaretlerine bile gidememek ayrı bir ızdırap, telde sessiz sessiz konuşmalarını dinlemek yüreğinin lime lime olması gibiydi. İkisine de kavuştum derken bu seferde eşim gidecekmiş meğer. Her şeyden habersiz bulunduğumuz yerde bir şeyler yapmaya çalışırken 2 ay boyunca takip edilmişiz.

Bir gece yarısı kapı olağan şiddetiyle çaldı. İnsan şoka giriyor diyorlardı doğruymuş hiçbir şey yapamadık, eşim kapıyı açtı usulca ayakkabılarıyla 7 polis girdi eve, elimizdeki tellere uzandılar hemen eşimle beni ayırdılar. Eşimi hırpalamaya başladılar. Eşimle polislerin olduğu odaya gittim eşimi tehdit ediyorlardı hiçbir şey yapmamasına rağmen sus konuşma ellerini ters bağlarız diyorlardı, eşimin çaresizliği gözümün önünden gitmiyor… Ağlayarak eşimin ellerini tuttum napıyorsunuz siz dedim hamile olduğum için bana ses çıkarmadılar. Eşin hamile bak doğru dur bir şey yapmayalım dediler. Eşimi alıp başka odaya geçtiler bende arkalarından gittim. 2 polis sürekli tehdit ediyordu bizi her yeri talan ettiler.

Eşim, ben ve kızım için tedirgindi birbirimizin elini hiç bırakmadık, biliyorduk ki bir kaç saat sonra ayrılacağız ne zaman kavuşacağımız meçhul… Bunu bile bile o anları yaşamak ölüm gibi bir şeydi.

Her şey suç unsuru muamelesi görüyordu evde. Efendimiz (sav) hilye-i şerifi vardı arapca yazılı olunca bir polis koşarak getirdi elinde, amirine gösterdi. Bende anlattım ne olduğunu. Hangi Efendiniz demesinler mi ? bir tane Efendimiz var dedim o kadar düşkünlerki her şeyden bir haber sözde terörist avlamaya gelmişler. En son Kur’an-ı Kerimi de ellerine alınca ev sahibimiz Kur’an o, onda ne suç olabilir dedi, polisler “siz bunları bilmiyorsunuz” diye çıkıştı.

Önce hastaneye ordanda nezarethaneye götürdüler bizi. Eşimle aramızda bir kaç nezaret vardı ve benim kapım açıktı arada eşime gidip bakıyordum son bir kaç defa daha görebilme umuduyla. Her yer abilerle dolmuştu, sabaha kadar insan getirdiler.

Kom şube erkeklerle dolunca beni tem şubeye el kaidecilerin arasına koydular. Her yer kara çarşaflı bayanlarla doluydu 40 gündür banyo bile yapmamışlar. Ellerinde Kuran davalarındaki haklılığı anlattılar. Çok korkmuştum ama onlara sorarsan biz en azılı suçluyduk.

Sabah olunca bir polis geldi karşıya arkadaşlarını getirdik seni oraya alayım daha rahat edersin dedi. Allah razı olsun. Karşı tarafa geçtim 2 tane bayan vardı kapıdan bakınca her yer aydınlandı sanki bir anda rahatladım.

8 gün nezarette kaldım. 8 gün boyunca 3 hamile 2 tanede çocuklu bayan geldi geçti. Ben ve bir bayanı 8 gün tuttular tiran bulunduğumuz ili ziyaret edeceği için. Eşimi 12 gün tuttular. Çok zor günlerdi yattığımız yer taş, battaniyeler alındığından beri hiç yıkanmamış şubat soğuğu var o anda Allah sabrını veriyor elbet dualar rahatlatıyor insanı. Yarı ağlayarak yarı gülerek geçti.

Aklımızdaki tek şey eşlerimizdi, çocuğumu babasız dünyaya getirecek olma düşüncesi çok canımı yakıyordu. Nitekim başa gelen çekiliyormuş kızım 7 aylık oldu babamız hâlâ yusuf. Herkes kızını öpüp severken babası 15 günlükken ilk defa gördü.

Kızımın doğumundan sonra her şey daha zor oldu yazmış mektubunda. Bizim için hediye olan kızım, eşim için en büyük ızdırap…

Ayda 1 kucağına alma, haftada bir camdan görmeyle 7 ay geçti. Eşim haftalık verdiğiniz fotoğraflardan anladım ne kadar büyüdüğünü diyor bir baba için ne büyük acı. Malesef tek değil binlerce baba binlerce anne, evlat hasreti yaşıyor. Rabbim tüm anne babaları evlatlarına kavuştursun…