Lozan Üniversitesi tarafından hazırlanan Avrupa’da Hapishaneler 2005-2015 başlıklı rapor Avrupa Konseyi’ne üye 47 ülkedeki cezaevlerine dair kapsamlı veriler sunuyor.

 

Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği’nin ortaklaşa finanse ettiği rapora göre, 2005 ile kıyaslandığında 2014/2015 itibariyle yükselişte olan göstergeler arasında ortalama mahpus oranı (yüzde 191), cezaevinde geçirilen gün sayısı bakımından toplam hapis süresi (yüzde 343), ceza evlerindeki yoğunluk (yüzde 31); kadın tutuklu ve hükümlülerin oranı (yüzde 9) ve cezaevlerindeki ölüm oranı (yüzde 162). Düşüş gözlenen göstergeler arasında dikkat çekenler ise yaş ortalaması (yüzde 6), cezası kesinleşmemiş olanların oranı (yüzde 61), cezaevinde ölüm vakaları içinde intiharların oranı (yüzde 37) ile toplam intihar vakaları içinde tutukluluk sırasında yaşananların oranı (yüzde55).

Rapor, Avrupa Konseyi bünyesindeki Yıllık Ceza İstatistiklerinden (SPACE) farklı olarak, 10 yıllık süre içinde yaşanan değişimleri sergilemeyi hedefliyor.

Ülkelerin cezaevlerinden sorumlu kurumlarının gönderdiği yıllık bilgilerin derlenmesi, ilgili birimlerin temsilcileriyle düzenlenen konferanslar ve verilerin uzmanlarca gözden geçirilmesi sonucunda hazırlanan rapor, 2005-2015 arasındaki on yıllık dönemde, Avrupa Konseyi üyesi ülkelerdeki hapishane nüfuslarının değişimini özetliyor.

Raporda ülkelere dair veriler, cezaevlerindeki toplam insan sayısı, cezaevlerinin yoğunluğu, cezaevlerinde geçirilen ortalama süre, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin yaş ortalaması, kadınların ve yabancıların oranı, ölüm ve intihar oranları, görevli sayıları ve toplam harcamalar gibi başlıklar altında derlenerek özetlenmiş.

Türkiye cezaevlerinde 2005-2015 yılları arasındaki değişimlerin özetlendiği ülke profili dikkat çekici veriler sunuyor. 2005 ile kıyaslandığında 2014/2015 itibariyle yükselişte olan göstergeler arasında ortalama mahpus oranı (yüzde 191), cezaevinde geçirilen gün sayısı bakımından toplam hapis süresi (yüzde 343), ceza evlerindeki yoğunluk (yüzde 31); kadın tutuklu ve hükümlülerin oranı (yüzde 9) ve cezaevlerindeki ölüm oranı (yüzde 162). Düşüş gözlenen göstergeler arasında dikkat çekenler ise yaş ortalaması (yüzde 6), cezası kesinleşmemiş olanların oranı (yüzde 61), cezaevinde ölüm vakaları içinde intiharların oranı (yüzde 37) ile toplam intihar vakaları içinde tutukluluk sırasında yaşananların oranı (yüzde 55).

Diğer Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında Türkiye, cezaevlerindekilerin yaş ortalaması, kadınların oranı gibi göstergelerde düşük kategoride yer alırken, cezası kesinleşmemişlerin oranı, 10 bin kişiye düşen intihar sayısı ve tutukluluk sırasındaki intiharlar bakımından orta; cezaevi nüfusu, cezaevinde geçirilen ortalama süre ve görevli başına düşen tutuklu ve hükümlü sayısı bakımından ise yüksek kategoride yer alıyor.

Türkiye’nin ülke profilinde ilk vurgulanan değişimlerden biri toplam cezaevi nüfusundaki artış: 100 bin kişiye düşen tutuklu ve hükümlü sayısı 2005’te 76 iken 2015’te 220’ye yükselerek yüzde 191 artış göstermiş. Bu oranla Türkiye; Latviya, Azerbaycan, Gürcistan, Litvanya ve Rusya Federasyonu gibi ülkelerle birlikte “yüksek” kategorisinde yer alıyor. Raporda, Ceza Yasası’ndaki değişiklikler sonucunda şartlı tahliye koşullarının ağırlaştırılması bu artışın başlıca gerekçesi olarak belirtiliyor.

Aynı zaman diliminde, cezaevlerinde geçirilen toplam süre de yüzde 343 oranında artış göstererek, 6,7 aydan 29,9 ay düzeyine çıkmış. Bu rakamla Türkiye Avrupa içinde yüksek kategorisinde yer alıyor; Portekiz (31,3 ay) ve Romanya (37,7 ay) onu izliyor. Bu istatistikte en düşük üç ülke ise İsviçre (1,6 ay), İsveç (1,7 ay) ve San Marino (1,8 ay).

Cezaevlerindeki 100 kişilik yere düşen tutuklu ve hükümlü sayısına dayalı olarak belirlenen cezaevlerinde yoğunluk bakımından da Türkiye yine yüksek yoğunluklu grupta yer alıyor. Raporda verilen rakamlara göre, San Marino veya Monako gibi küçük ülkelerle Hollanda, Bulgaristan ve Rusya gibi ülkelerde düşük seyreden bu oran Türkiye’de 2015 Eylül itibariyle 101,3 olmuş. Yoğunluğun en yüksek olduğu ülkeler ise Belçika, Macaristan, Fransa ve Makedonya.

Dikkat çekici bir değişiklik de cezası kesinleşmeksizin cezaevinde tutulanların sayısında 10  yıllık süre içinde % 61 düşüş olması. 2005’te bu oran yüzde 55 iken 2015’te yüzde 22 düzeyine inmiş. Türkiye 2014 yılında yüzde 21,7 ile orta sıralarda yer almış; aynı oran Polonya’da yüzde 6,3 iken İsviçre’de 46,6 olarak belirlenmiş.

Raporda cezaevlerindeki ölüm ve intihar oranlarına da yer verilmiş. Türkiye’de 2005’ten 2014’e gözlenen artış yüzde 162 olmuş. Cezaevlerindeki her 10 bin kişi başına düşen ölüm vakası şeklinde hesaplanan bu oran Danimarka’da 11, Türkiye’de 25, Ermenistan’da ise 95. Ölüm vakalarının içinde intiharların oranı ise Türkiye’de yüzde 3,5 ile görece düşük iken, Hollanda, Portekiz ve Norveç’te yüzde 15 civarında, toplam 13 ülkede ise hiç yaşanmamış.

Cezaevlerinde tutulanların ortalama yaşına ilişkin veriler de raporun dikkat çeken kısımlarından. En genç cezaevi nüfusu Arnavutluk’ta (ortalama 26); aynı ortalama Fransa’da 31, Türkiye’de 33; Latviya’da ise 40 ile en yüksek.

Kadın tutuklu ve hükümlülerin oranına gelince, Türkiye’de yüzde 3.6 ile 2015’te en düşük kategoride yer alıyor. Cezaevlerindeki kadın oranının en düşük olduğu ülkeler yüzde 1,6 ile Bosna Hersek, Arnavutluk (yüzde 2), Azerbaycan (2,9); en yüksek ülkeler ise Latviya (7,7) ve Rusya’nın (8,1) ardından Monako, Liechtenstein ve Andorra.

Cezaevlerinde yatanların işlediği suçların dağılımı da değişmiş: 2005’ten 2015’e müessir fiil, cinsel saldırı, hırsızlık, gasp ve uyuşturucu suçlarından yatanların sayısı artarken, cinayet ve diğer suçlardan yatanların sayısı azalmış.

 

aktifhaber