Selamün Aleyküm Hüseyin Amca, Allah’ın Selamı ve bereketi üzerinize olsun. Ben oğlunuz Mehmet ile aynı koğuşta kalmaktayım. Rabbim nasip etti en son calıştığım işi oğlunuzdan devraldım, onun tayini çıkınca taşındığı evde de kalmak nasip oldu ve Allah bizi yine ayırmadı burada da Kader Arkadaşlığı yapmak nasip oldu. Bu mektubu yazmadan önce çok düşündüm acaba yanlış anlaşılır mıyım, iyi mi olur kötü mü olur diye ama sonra yazmaya karar verdim.Bu mektuptan Mehmet’in haberi yok, haddimi aştı isem şimdiden özür dilerim…

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki bulunduğumuz koğuşta bırakın silahlı terör örgütüne üye olan birini, karıncayı dahi incitemeyecek insanlar var burada. Yani bir tane art niyetli, kötü düşünceli, illegal bir yapı içerisinde bulunan kimse yok. Hepsi vatanını milletini seven, yararlı işler peşinde koşan insanlar. Bu iyi insanlardan biri de sizin oğlunuz Mehmet… Kendisiyle koğuşta hemhâl olduk, yeri geldi güldük, yeri geldi ağladık, böyle bir evladınız olduğu için çok şanslısınız…

Çok iyi biliyor ve bizzat ailemden de duyuyorum ki aileler de yani sizler de karıncayı incitmekten korkan, Hakka hukuka riayet eden insanlarsınız. Diyebilirsiniz; suçsuzken neden bunlar bizim başımıza geliyor diye. Allah sıkıntı ve musibeti sevdiği insanlara imanları kavileşsin ve sevap kazansınlar diye derecesine göre veriyor.
Zira en büyük sıkıntıyı İki Cihan Serveri Efendimiz (s.a.v) görmüş…

Mektubumun esas amacı, Mehmet Hoca en son ki açık görüşten morali çok bozuk olarak geldi ve şimdiye kadar ki en kötü görüşümdü dedi. Evet bir imtihandan geçiyoruz çok zor ve ağır bir imtihan. Doğru dürüst iş yaptığımızdan ve siyasi bir davadan dolayı hapis yatiyoruz. KADER deyip fiili ve kavli duamızı edip sabrediyoruz. Zamanın Üstâdı ”Kader Birdir Değişmez” diyor. Çok şükür ki hırsız olarak, arsız olarak, yüz kızartıcı suç işlemiş olarak hapse gelmedik.

Birileri gibi masum insanlara iftira atıp, olmamış bir şeyi olmuş gibi gösterip, Ah alıp tahliye olmayı da istemedik. Zira siz de takdir edersiniz ki Ah almak kadar kötü bir şey yoktur. ALLAH kul hakkıyla gelmeyin buyuruyor. Hem İFTİRACI olup tahliye olacağımıza, doğruluğumuzla hapis yatarız, biraz geç çıkarız ama yüzümüzün akıyla çıkarız az kaldı, biraz daha SABIR…

Hiçbir şeyden emin değilseniz bile oğlunuzdan emin olun, o hiçbir zaman kötü bir şey yapmadı. Hele ki iddia edilen suçların hiçbirini işlemedi. Yaşınız ve tecrübeniz gereği bizden daha iyi bilirsiniz ki her dönemde böyle şeyler olmuş ve haksız yere masumlar hapis yatmış ama verilen cezaları yatmadan gerçekler ortaya çıkmış. Bizler de inşallah yatmayacağız. Ne acıdır ki haberlerde görüyoruz generaller, amirler tahliye olurken bizler hala hapis yatıyoruz. Bizlerin İstinat Noktası Allah, bizlerin Savunucusu ve Hakimi de Allah(c.c)… Hapiste kendi eksikliklerimizi tamamlayıp, hatalarımızı anlayıp dışarıya daha olgun insanlar olrak çıkacağız inşAllah… ”Zulümle âbad olanın, sonu berbâd olur” diye bir darb-ı mesel vardır. Çekilen çileler, anne-babaların, çocukların, eşlerin gözyaşları boşa gitmeyecektir…

Ha bir de annesini zayıflamış ve ağlar halde görmüş, dayanamamış. Annem kendine iyi bak, sağlığına, yemene, içmene dikkat et. Oğlun burada bize emanet, daha nice güzel günleri beraber görebilmeniz için sağlıklı olmanız lazım… Üzülmeyin demek mümkün degil tabi ama en azından moralli görünmeye ve destek olmaya çalışın. Bizler içerde zor şartlar altında kalıyoruz ama görüşlerde ailemize moralli olmaya çalışıp ümid veriyoruz… İçerdekilere ayrı, dışardakilere ayrı zor ama dünya imtihan dünyası Rabbim ayaklarımızı kaydırmasın.
Rabbim anne-baba ile, evlatla, namusla, ölümle imtihan etmesin…