Bir peygamber sünneti bu benim çekmeye niyetlendiğim. Günahlarım öylesine büyük ki kulluk kefemde, derdimi tartamaz diye ödüm kopuyor. O yüzden arsız bir dilenci gibi sonsuz Rahmet Sahibinin kapısını her daim çaliyorum. Belki günahlarımı mağfiretinin havuzunda temizlerim de kefeme derdim tam oturur.

 

Bu kafeste dağılan paramparça olan cam kırığı gibi hayatlarımızı toparlama telaşımız var ki acınası.. Yurdundan koparılıp bir kafese konulan zavallı kuşlar gibiyiz. Dışımız içimize inat hala olabildiğine görkemli. Bakanları imrendirecek kadar özenli hatta.

 

İçimizi bilen sadece gecenin Sahibi var. Kan içtiğimize kızılcık şerbeti diyebilme gücümüz de O’ndan. Çünkü biz “şekva O’ na olmalı, O’ndan olmamalı” hakikatini belki de ilk defa böyle iliklerimize kadar hissettik.

 

Gerçek üstü zamanlarda gerçek olamayacak hadiseler yaşıyoruz. Sanki ilahi kitapların yazdığı hikâye bizimki. Sanki az ilerde ikiye ayrılacak Kızıldeniz duruyor… Salih’in (a.s.) devesini kesenleri tanıyorum gördüm onları, inanmaz kimse ama Firavun’du bir kuşluk vakti gözgöze geldiğim. Yavrusunu Rabbine emanet edip bir sala koyan annenin yürek yangını sorun bana, biliyorum…

 

Bıçak altında yatan İsmail’in asaletini hayranlıkla seyrettim. Bu zindanın sonunda Yusuf (as) ın hücresi var belki, belki Hz İbrahim’in gül bahçesi. Atanlar ateşe attığını sanıp oyalanadursun, bu duvarların ardında “hasbünallahi ve nimel vekil” sadaları var, duvarlara sorun.. Zalimin askerleri bilmez, mazlumlar dört duvara hapsedilemez. Onlar ruh insanlarıdır.

 

Yeryüzünü mümine mescid yapan Allah’a kulluk yaptıkları her yer onlara kutsaldır. Adı zindan olsa ne gam, buralar bile cennet yamacıdır. Çünkü burda geri çevrilmeyen dualar, seherleri inleyen sineler vardir. Yavrusundan ayrı analar.. Anasına hasret kuzular vardır.  Tam da bu yüzden ilahi kitaplardaki ikazlara aldırmayan ne yazık ne hazin sonlar vardır . Bile bile daldıkları zulüm denizinde sahile çıkan hiçbir yol bulamayacakların ne acınası sonları vardır.

 

Bu peygamber sünnetinin yükü zor ama varacağı yer ne lütuflara gebe sadece Allah’a ayan. Nefsimizin kafesinden çıkmayı başarırsak bizi koydukları bu kafeslere bile hamdedeceğimizi bilmeyen bilmesin. Bu zulüm diyarı bile bize rahmet olur. Eğer irade kahramanı olabilirsek zindana bir eyvallahlık minnetimiz var. Bize bu iradeyi bahşedebilecek yegane güçte Rabbimizde . Nefsimiz ensemizde en büyük düşman. O yüzden bizi nefsimize bırakma Allah’ım.

Dostların duasına muhtacız. Selametle