Bundan 1 yıl önceydi. Babam bir arkadaşına şantiyeye gidecek isçileri ulaştırma konusunda yardımcı olmak istemişti ve maalesef dost kazığına maruz kalıp, kaçakçı durumuna düşüp hapse girmişti. Tek gelirimiz babamın kumaş dükkânından kazandığıydı. 3 kardeş ve annem beş parasız kalmıştık. Şartları zorlayarak bir avukat tutup babamı cezaevinden çıkardık, fakat Yargıtay’ın cezayı onayına kadar dışarıda durabilecekti.

Bu süre zarfında bir iş buldum ve çalışmaya başladım. Mali müşavir olabilmek için sınavlara hazırlandım. Babamın durumunun muğlak olması omuzlarımda ciddi bir yük oluşturuyordu. Her şeye rağmen hayallerimin peşini asla bırakmadım. Mali müşavirlik sınavından oldukça yüksek bir puan almıştım. Onun heyecanını yaşadığım bir gün polisler evimize geldi, babamı götürecekler derken beni almaya geldiklerini söylediler. Hayatımın en şaşırtıcı durumuyla karşı karşıyaydım. Odamı altüst ederek arama yaptılar. Elbette bir şey bulamadılar, beni alıp götürdüler. Babam cezaevine ziyarete geldiği sırada hâkimin Yargıtay’a gönderdiği kararın onandığı haberini aldı ve apartopar cezaevine gönderildi.

Annem ve henüz lisede okuyan iki kardeşim maddi tüm kaynakları kesilmiş bir şekilde tek başlarına kaldılar. Hayallerimi tam gerçekleştirdim derken yarım kalmasına mı üzüleyim, ailemin yaşadığı mağduriyete mi üzüleyim, bilemiyorum.

Elimden gelen tek şey adâletin yerini bulabilmesi için dua edebilmek… Dua ile…