Herkes gibi 15 Temmuz darbe senaryosunu TV’den öğrendik. Daha o dakika da bunu da hizmet camiasının üzerine atılacağının sinyalleri veriliyordu ama bu denli çetin olacağını tahmin edememiştik. Yaz tatiliydi, ben ailemin yanında eşim ise işleri nedeniyle evimizin bulunduğu ildeydi. Her gün birer birer arkadaşlarımız gözaltına alınıyor, çalıştığımız yuvamız bildiğimiz kurumlar kapanıyordu. Eşimin de çalıştığı kurum kapanmış ve bir alternatif bulmak mecburiyetinde kalmıştık.

Eşim, telefonda ev bulmamı ve evi taşımamız gerektiğini söyledi. Babadan kalma eski bir evimiz vardı, oraya taşınmanın bizim için güvenli olabileceğine karar verip eşyalarımızı yerleştirdik. Ev problemi çözülmüştü, sırada iş vardı. Birçok yere başvuruda bulunmuştu, en son ücretli öğretmenlikten cevap gelmiş ve işe başlamıştı. Fakat çok uzun sürmeden sebepsiz yere işine son verilip eve geldiğinde ki yüz şekli gözümün önünden gitmiyor.

Yaşanan onca sıkıntı içinde moral bulduğumuz bir bebeğimiz vardı, doğumu için gün sayarken onu kaybetmekle yüz yüzeydik. Doktor stresten uzak durmamı, aksi takdirde kalıcı hasar bırakabileceğini söylemişti. 3 gün hastanede kaldıktan sonra taburcu oldum. Bebeğim dünyaya gelmişti ve kalbinde bir rahatsızlık olduğu ve ameliyat olması gerektiği söylendi. Biz düzenli olarak hastaneye gidip gelmeye başladık. Kontrol için hastaneye gittiğimiz bir gün dönüşte hiç âdetim olmadığı halde yollarda oyalandım, eve geldiğimde her yer darmadağınıktı.

Hırsız girdiğini düşünüp üst katta oturan babaannemin yanına çıktım. 80 yaşına yaklaşmış olan babaannem ağlıyor ve bana buradan gitmemi söylüyordu. Kızım seni bulmadan git diyordu. 50 metrekare eve 10 polis memuru gelmiş, şahit olarak da ayakta zor duran babaannemi sürükleyerek aşağıya indirmişler. Yaşadıklarımın şoku ile o an bir akrabamı aradım ve gelip beni götürmesini istedim. İki gün evinde misafir ettikten sonra tam ikindi namazını kılacaktık ki zil çaldı ve gelen polisti. Bebeğimi alıp hemen çatıya koştum ve kapıyı kapatıp elime ne geçiyorsa arkasına koydum. Benim halimden etkilenen yavrum da ağlamaya başladı. Sesini duyup da bizi bulacaklar diye diğer binanın çatısına atladık. Bebeğim kucağımda adeta bir kedi gibi çatılarda dolaşıyorduk. Hava kararınca eşim geldi ve bizi güvenli bir yere götürdü.

YAŞANAN ONCA MAĞDURİYETLER İÇİNDE BİZİMKİ BİR ŞEY DEĞİL. RABBİM MÂZLUMLARIN GÖZYAŞLARINI EN YAKIN ZAMANDA DİNDİRSİN… (Âmin)