Herkesin çetin olan bu süreçte yaşadığı, unutamayacağı mutlaka bir hikâyesi vardır. Bizimde her şey düğün arifesine denk gelmişti. Nişanlandıktan 1,5 ay sonra düğünümüz olacaktı. Bulunduğumuz şehirde ev bulmak zordu, o süreçte ev aradık, bulamadık. Herkes yardımcı olmuştu, ama bir türlü ev bulamamıştık. Allah bizi hazırlıyor ya her şeye, meğerse o şehirde olamayacakmışız ki, arkadaşlarımızın 1-2 haftada buldukları evi, biz 1 ay aradık ama bulamamıştık. Sonra o şehirden göç etmek zorunda kaldık.

Ailesindeki tek mağdur, eşim değildi. Abisi, ablası da mağdurdu, ihraç olmuşlardı. Karar alıp memlekette ortak bir iş yapmaya karar verdiler. Bizde bu kararın ardından memleket dönüşü toparlanmak için gitmiştik tekrar. O gün otobüsten indiğimiz sabah hemen nikâh tarihi almaya gittik. Eşim geldi, 45 dakika sonra nikâh olacak dedi. Ben şaşkınım, çünkü davet edecek arkadaşlarımdan öte nikâh şahidimiz bile yoktu. Hatta eşime o an kızmış bile olabilirim, hatırlayamıyorum. Sebebi de vazifem yurt müdürü olduğu için aranıyor olma ihtimalimdi.

O yüzden her şeyi hızlı çözmek her şeyde hızlı olmamız lâzımdı. Apar topar nikâh şahidi bulmak için arkadaşlarımızı aradık. Benim bir arkadaşım ve eşi daha 1 aylık bebeği ile nikâh şahidimiz olmuşlardı. Başka da kimse yoktu. Buruk bir gündü benim için, en özel günüme ne bir ablam ne de arkadaşlarım gelebilmişti. Dikkat çekeceğini düşünerek sıkıntı olmasın diye kimse gelememişti. Yıldırım gibi nikâhım kıyıldı, anlayamadım. Sonra düğün telaşı yerine korku telaşı olmuştu, her şeyi korku ile yapıyor olmuştuk.

Düğün eşimin memleketinde olmuştu. Akrabalar dışında yok denecek kadar az komşu vardı. Herkes bizim düğünde baskın olur, bize de bir şey yaparlar korkusu ile gelmemişti. Annem (kayınvalidem) komşuların hepsine kırgındı, 40 yıllık dostları bile yoktu çünkü. Apar topar, sessiz sedasız düğün de oldu.

Bundan sonrası daha da zor artık, aranma ihtimalim kalkmıştı, çünkü her bir kardeşimiz gibi bende arananlar kervanına katılmıştım. Düğünden sonra hiç bir yere ziyarete gidememiştim. 1,5 yıldır memlekete bile gidemiyordum. Daha zorunu yaşayan kardeşlerimiz de oldu, düğünü olurken gelin almasında yolda alınanlar, nişanlı iken içeri girenler, eli kınalı iken içeri girenler. Allah bize unutamayacağımız günleri yaşattı. Çok şükür ki halimizden bir gün bile şikâyetçi olmadık.

Küçük bir valizle çıkmıştım yurttan. Geride bıraktığım bütün eşyalarım, çeyizliklerim hepsi kaldı. Meğerse benim hiç bir şeye ihtiyacım yokmuş. Ne yola çıkabiliyorum valizle, ne de talebe ağırlaya biliyorum evimde. Sabırla bu günlerin geçmesini bekliyoruz. Dua ve sabırla bu imtihanın geçmesini bekliyoruz. Rabbim en kısa zamanda hayırlısı ile bu süreci sonlandırsın.

İçerideki kardeşlerimize, dışarıda bizim gibi korku içinde olan, farklı yerlere hicret etmiş olan ve bunları da yaşamakta olan, eş, dost anne, babaya Rabbim sabır versin…