Şu an ne yazacağımı; o an yaşadığım duyguları nasıl yazıya dökeceğimi bilmiyorum. Nasıl bir dönem yaşıyoruz Rabbim deyip kendi kendime anlam veremiyorum. Evet, sürecin başladığı zamandan beri bu üçüncü sömestr tatili evlatlar ya anasız ya babasız ya da hem anasız hem babasız.

Ben de Yusuf olan bir abimizin ailesini ziyarete gittim. Üç evlat; yaşları on, yedi, beş pırlanta gibiler. Giderken bize sponsor olan bir ablamızdan temin ettiğimiz hediyeleri de götürdüm. Kapıyı çaldım ve içeriden beş yaşındaki oğlumuz” kim o” dedi; kapıyı açtı. Ablamızda içeriden kim geldi oğlum diye seslendi. Neyse içeriye girdim, tabi ufaklıklar boncuk boncuk gözlerle bana ve elimdeki poşete bakıyorlar. Ben hediye paketlerini yaşlarına göre ellerine verdim ve o an bir coşku gerçekten görülmeye değerdi.

Bu ne teyze, bunlar bizim mi teyze gibi söylemlerle paketler açıldı ve hemen giymeye koyuldular. Ben burnumun direği sızlaya sızlaya onları seyrediyorum. Düşünsenize üç çocuk aynı anda karşımda getirdiklerimi giymeye çalışıyorlar. Annelerinin ve benim yardımımla kıyafetler giyildi. İnanın kıyafetler giyildikten sonra üçü birden etrafımda dönmeye başladılar. Teşekkür ederiz, teşekkür ederiz sesleriyle. O an gözyaşlarımı zor tuttum, resmen içime akıttım.

Bende ablamıza bir hediye ayarlamıştım. Ablamız çocuklardan daha mutlu bir şekilde” çok beğendim, Allah razı olsun abla, zahmet etmişsin abla, görüşe giderken bunu giyineceğim abla” dedi durdu. 7 yaşındaki kızımız giderken ;” bak hala üzerimde babama giderken bunu giyineceğim teyze demez mi? Ben artık duygunun doruğunda allahaısmarladık deyip ayrıldım. Ayrılır ayrılmazda gözyaşlarımı tutamadım.

Yol boyunca Rabbim; “kün fe yekun ” dersin oluverir Rabbim; bütün anasından babasından ayrı evlatlarımızı kavuştur Rabbim diye dua ede ede evin yolunu tuttum.