Ben bir sınıf öğretmeniyim. Çocukluğumdan beri kutsal saydığım ve yapmak istedigim mesleğimi 8 yıldır özel bir kolejde yapıyordum. Üniversiteyi bitirip KPSS’yi kazanamayınca aileme de destek olmak amacıyla kolejlere başvurdum ve … Koleji’nde kabul edilince göreve başladım. Okulumu, öğrencilerimi ve öğretmen arkadaşlarımı öyle cok seviyordum ki aile gibi olmuştuk. Ayrıca velilerimizle de ilişkilerimiz aile gibiydi. Ailemde çok memnundu. Sonra evlendim ve bir çocuğumuz oldu . Günümüzün çoğu öğrencilerimizle geçiyor, hem eğitim hem öğretimlerinde en güzel yerde olmalari için canla başla çalışıyorduk.

17 Aralık’la beraber anlamlandıramadığımız birtakım olaylar olunca eşimin ve ailemin KPSS’ye çalışıyordum ama 2. sınıfta olan öğrencilerimi yarıda bırakamazdım. 3. sınıf bitti ve yaz tatili için eşimin köyündeyken 15 Temmuz darbe girişimi ile ailecek şok olduk ve arkasından sadece bu okulda öğretmen olmam ve maaslarımızın yatmasi nedeniyle bir bankada olan hesabımız nedeniyle bu olayların içinde olduk. Ailelerimiz olayları anlamadığı gibi gibi bir de bizim yüzümüzden etrafın, konu komşunun lafına, sözüne maruz kaldılar. Halbuki o güne kadar örnek gösteriyorlardı. Sonra bankada ki paramıza el koyuldu, eşim ihraç oldu. Bir anda akrabalarımız ve arkadaşlarımız bizden uzaklaşmaya aramamaya başladı. Köşede kenarda bir birikimimiz de yoktu. Ne yapardık şimdi. Çocuğumuzu okula yazdırmıştık. Kreşe gidecekti. Ama okul kapanınca hem maaşımız hem de kreş için ödediğimiz para da kalmıştı.
Allah büyük. Şimdilik ailemizin ve vefalı arkadaşlarımızın yardımı ve işsizlik maaşıyla geçinmeye çalışıyoruz. Keşke elimizden birşeyler gelse de bizden daha çok ihtiyacı olan arkadaşlarımıza da yardım edebilsek. Şu an sadece manevi destek olabiliyoruz. Bu arada oğlum okula gidemiyor. Her gün arkadaşlarını soruyor ağlayıp geciştiriyoruz ama şükrediyoruz ki henüz herşeyin farkında değil. Bir de beni bu süreçte 3 yıldır kendi çocuklarım gibi gördüğüm canım öğrencilerimin vefası oldu. Bu süreçte hepsi bütün vefasızlıklara inat aramayı bırakmadılar. Hala geliyorlar. Ben de onları ziyaret ediyorum ve çoğu zaman sarılıp ağlıyoruz birbirimize. Ne zaman döneceğiz diyorlar eski sınıfımıza. Öyle özlüyorlar ki anlam veremiyorlar tüm bu olanlara… Her buluştuğumuzda eski günleri anlatıyorlar.

Velilerime gittikleri okulda öğretmenlerinin ve idarecilerin hem ahlak yönünden hem de başarı yönünden parmakla gösterilen öğrenciler olduklarını söylüyorlarmış. Onlar da okulun değerini daha iyi anladık diyorlar. Bir hafta önce ise eski öğrencilerimin birinin TEOG’ta bütün soruları doğru yaptığını 4 ünün de 1 yanlış yaptığını öğrendim. Bu süreçte bizleri mutlu etmek için çalışmışlar. Çünkü bizim en büyük hediyenin onların başarısı olduğunu biliyorlar. İşte tüm bu yaşadıklarımızın arasında bu ve bunun gibi şeyler yüreğimize bir nebze ferahlık veriyor. Artık tek isteğimiz bir an önce bütün doğruların ortaya çıkması. Sabır ve dua ile bekliyoruz…