Yaşım 46. 22 yıl aralıksız özel öğretim kurumlarında çalıştım. Bu çalışmalarım, Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde oldu.

En son İzmir’de çalışırken, şu an iktidar da bulunan hükümet, özel öğretim kurumlarına karşı olumsuz büyük bir kampanya başlattı. Çalıştığım tüm özel öğretim kurumları, devletin koymuş olduğu kanunlar çerçevesinde açılmıştır. En son çalıştığım kurumda da durum aynı idi. Özellikle son 3 senede aralıksız olarak bu kurumlara müfettişler yollandı. Gelen müfettişler daha önce geldikleri gibi davranmıyor, adeta savaş dönemi askerleri rolünü üstlenmiş ya da mutlaka bir açık bulacağız edası içinde idiler. Ama bu teftişler sonucunda da kurumumuz da herhangi kanuni olmayan bir durum tespit edilemediğinden, çalıştığım kurum 22 temmuz 2016 ya kadar faaliyetteydi.

Daha sonra 15 Temmuz darbesi bahane edilerek kurumum kapatıldı. Kendim işsiz kaldım ve diplomam hükümet tarafından iptal edildi.

3 tane çocuğum var. Çocuklarımın 2 si hasta ve eşim kalp hastası. Eğer Türkiye de baskıcı bir dönem olmasaydı, kendim hastalıklara ait raporları sizlere ibraz ederdim. Ama ne yazık ki baskı yönetiminden dolayı ne adımı ve soyadımı, ne de hastalıklara ait belgeleri size ulaştıramıyorum. Şuan işsiz kalmış, daima televizyon ekranlarından terörist muamelesi gören bir insan durumuna, bir gecede düşürüldüm.

Şuana kadar hiç bir sabıkam yoktur. Gerek çocuklarımın ilaçlarını temin etmede, gerek geçimini sağlamada, gerekse toplumsal yaşam koşullarında dışlanmış vaziyetteyim. İktidarda bulunan hükümet yetkilileri, hemen her gün ölçüsüz bir şekilde, hukuki boyutu olmayan, tamamen siyasi sebeplerle hakaret etmekte ve aralıksız devam etmektedir.

Uzun yıllar boyunca ve çok emeklerle kazandığım sosyal statü yok edilmekte ve bir linç kampanyası sürdürülmektedir. Okulda çocuklarıma arkadaşlarının bakış açısı değişti. Apartmanda komşularımız bizden uzaklaştı. Eğer ülkemde hak arama, OHAL ile iptal edilmeseydi ve hukuk rafa kaldırılmasaydı, hakkımı kanunlar nezdinde arayacaktım. Böyle bir durum olmadığı için sizlere yazdım.