1974 Uşak doğumluyum. Üniversite eğitimimi Erzurum’da tamamladıktan sonra Türkiye’nin muhtelif şehirlerinde felsefe, psikoloji, sosyoloji gibi sosyal derslerine girdim, daha sonra psikolojik rehber öğretmenliği yaptım. Mesleğimi çok seviyordum, sürekli kendimi geliştirme adına üniversite eğitim kurslarına katılıp, mesleki kariyerimi geliştiriyordum. Temel mantığım, mesleğimden dolayı insandı. Kimin ne sıkıntısı varsa onun yardımına koşmayı kendime şiar edinmiştim. Bu sadece okul, öğrenci, veli değil gerek ulusal bazda, gerekse uluslararası bazda geçerli idi. Bir yerde deprem, tabii afet v.s. olsa hemen yardım programları organize eder, onların yardımına koşardım. Bulunduğumuz yerdeki fakir insanlara yardım organize eder, o insanların yardımına koşardım. Yardım kuruluşlarına aktivist olarak katıldım. Temelde derdim insandı.

Lakin kimin ne maksatla gerçekleştirdiğini bilmediğim ve kesinlikle kabul etmediğim, tasvip etmediğim 15 Temmuzda gerçekleştirilen darbe girişimi sonucu ki o tarihte ve sonrası 5 gün boyunca 8. sınıflara bir üst okula geçiş için danışmanlık hizmeti vermekteydim, okulum kapatıldı. Yetmedi ben okulun içinde iken okulda alıkonularak, 22 saat boyunca her türlü hak ve özgürlüklerden mahrum bir şekilde rehin tutuldum. Beton zeminde uyumak zorunda bırakıldım. Temel ihtiyaçlarım dahi kabul görmedi. Ailem korku içinde kaldı, daha sonra günlerce nezarette sanki darbe girişimi ile alakam varmış gibi rehin tutuldum. Ne bir sual ne bir tek kelam edilmedi. Psikolojik olarak nezarette günlerce yıpratıldıktan sonra, polis sorgusuna alındım.

Sorularında darbe girişimi ile en ufak alakası yoktu. Hangi gazeteyi okuyorsun, paranı hangi bankaya yatırıyorsun, çocukların hangi okulda okuyor, hangi sendikaya üyesin v.s. gibi tamamen yasal bir zemindeki yaşantım didik didik edildi. Kaldı ki o kurumların bir hatası varsa, bana değil o kurumlara sorulmalı idi. Çünkü hepsi denetlenen yasal kurumlardır. Sonra aynı şekilde savcılık etabı, yine aynı sorular ama önyargılı sorular, kinayeli konuşmalar, cevaplarımın tam benim kastım gibi değil ucu açık yoruma açık şekilde kayda geçirilmesi, ardından hakim sorgusu yine aynı şekilde ithamlar, kimsenin bilmediği gerekçe ile tutuklama. Bu arada oluşturulan kaos ortamından dolayı hiçbir avukatın müdafiliği kabul etmemesi.

Avukatlarda ortada bir suçun olmadığını belirtmeleri ancak kendilerinin de can güvenliğinden dolayı (!) kabul etmemeleri ile avukatsız kaldım ve tutuklandım. Devlet kurumuma el koydu, yasal olarak tazminat ve maaşlarımı üstlenmesi gerekirken, onları da kabul etmedi. Tutukluluğumdan dolayı ailemin maişetini karşılayamıyorum, devlet benim kesinlikle suçlu olduğum ön kabulü ile ailemin de sosyal haklarını gasp etti. Eşim ve çocuklarım bu ön yargılardan dolayı yardım fonlarından faydalanamıyor. Kaldı ki eğer suçlu isem, suçun şahsiliği ilkesine ne olacak, ben hapiste her türlü hak hukuktan mahrum iken, bir sabah polis baskını ile ev hanımı olan eşim de 3 gün nezarette tutuldu. Evdeki her türlü elektronik eşyaya el konuldu. 3 günün sonunda hadi git diye salıverdiler. Eşim başka bir şehirde idi ve öylece 5 parasız savcılıktan bırakmışlar.

Eşim yoldan para dilenerek, tekrar evine geri dönmüş. Evde lise çağında 2 kızım ve henüz 4 yaşındaki oğlum bir başlarında kalmışlar. Ben ülkesini deli gibi seven birisi olarak, çocuklarına da ülkesinin milli değerlerinin isimlerinin veren bir insan iken, darbecilikle suçlanmak beni ve ailemi psikolojik olarak maddi ve manevi olarak çok yıprattı. Kızlarım okullarında başarılarından dolayı parmakla gösterilirken, artık ders notları çok düştü, hayata küstüler, yaşam sevinçleri ellerinden alındı. 4 yaşındaki oğlum benim niye içerde olduğumu anlayamıyor, hoş bende anlamadım.

Psikolojik travma yanında maddi olarak çok yıprandık, ayni yardımlarla ailem hayatını idame ettiriyor. Dost bildiklerim, sürecin korkusundan dolayı aracılarla haber gönderip, telefon rehberinden adımızı silin diyorlarmış. Kızlarım okulda kimse ile konuşamıyor. Kaldığım hücrede, ömrümde sigara içmemiş bir insan iken, her gün yüzlerce sigara dumanına maruz kalıyorum. Koğuş 8 kişilik iken, aynı koğuşta 22 kişi kalıyoruz. İçeride diğer tutuklu ve hükümlülerin sahip olduğu asgari haklardan dahi mahrumum ve çok yıprandım, halimi anlatmaya kelimeler kifayet etmiyor…