Yaklaşık on yıl önce akademisyen olabilmek ve ülkeme faydalı bir fert olma, katma değer üretme duygu düşüncesiyle üniversiteyi bitirince yurt dışına çıktım.
Babam memur ve zor geçinen tek maaşlı bir aileydik. Yurtdışına beni göndermek orada bana her ay para göndermek imkânı yoktu. Ama ben çok ısrar edince ‘’sen bilirsin git ama imkânımız yok’’ demişti. Ben de Allah kerim deyip yola düştüm ve yaklaşık 10 yıl yurt dışında hem çalıştım hem de yüksek lisans ve doktoramı bitirerek ülkeme gecen yıl geri döndüm.
Bu arada memlekete dönünce gecen yıl elinde sıfır sermaye ile evlendim. Çünkü yurt dışında ancak bekâr bir insan olarak ayakta kalabildim. Bu arada yurt dışında da kaldığım süre içerisinde pompacılık, pizzacılık, garsonluk, şoförlük, hatta amele olarak… 15 farklı iste iş buldukça part-time çalıştım.
Ülkeme dönünce birçok üniversiteden teklif aldım. 10 yıl İngilizce anadili olan bir ülke geçmişim ve dil bilmem avantaj oldu. Ben idealist bir insanim ve idealist bir üniversitede çalışmayı tercih ettim. Ve üniversitede işe başladım. Ama ne hikmetse 15 Temmuzdan hemen sonra üniversitemiz -eğitimden başka bir derdi olmayan – kapatıldı. Bizler sakıncalı duruma düştük. Memleketine 10 yılda iki defa ancak gelebilen bizler sorgulandık ve darbecilikle suçlanarak nezarete atıldık ve zulüm gördük. Simdi de denetimli serbestlik ile hayatimiz devam ediyor. Kimse bize is vermiyor. Yeni düğün yaptım borçlarım kredi kartlarım her şeyim birbirine girdi. Kiramı bile ödeyemez hale geldim. Bu arada esim de Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birinden mezun olmasına rağmen sadece iki ay 15 Temmuz öncesi böyle bir kurumda çalıştığı için işten atıldı ve diploması geçersiz hale getirildi.
Bizler güzel memleketimizde yetişmiş iki insan olarak sözde terör örgütü üyesi, issiz bir şekilde yaşamaya çalışıyoruz. Ve ne zaman alınıp nereye götürüleceği meçhul insanlar ülkesinde yasamaktan da bulunmaktan da utanç duyuyorum.
Tek gayesi akademisyenlik olan ve ülkesi için bireyler yapmaya çalışan ve benimle ayni kaderi paylasan insan sayısının çok olduğu kanaatindeyim.
Annem babam hasta onlara faydamızın dokunacağı bir dönemde onlar bize bir şeylerini satarak yardımcı olmaya çalışıyorlar.
Belki 20 kapıya gittim vasıflarımı saydım ama nasıl bir baskı varsa sizi alamayız üzgünüm diyerek uğurlandım kapılardan. Ve hala issiz ve mağdur bir şekilde yeni doğacak çocuğumuzun istikbalini düşünerek ve üzülerek bekliyoruz.