Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Ülkemi sevdiğim gibi bütün dünya ülkelerini de seviyorum. Bütün insanlara saygılıyım. İnsan olmak gibi bir paydada herkesle dostane yaşayabilirim. Ancak bu fikirle mutlu olabiliyorum. Kanaatimce duygu, düşünce ve yaşayış hatta inanç noktasında genellikle insanlar bir fasl-ı müşterekte buluşabilirler.

Bu insani kaide insanların birbirileriyle geçinememesi için birbirine düşman ilan edilmesiyle, ayrıştırmayla, korkutmayla, hükümetlerin, siyasilerin, politikacıların, yine insanlardan aldıkları meşru vekillik, hükmetme, idare etme, hizmet sunma, müreffeh bir hayat sunma gibi salahiyetlerini daha çok insanları gruplaştırarak, ötekileştirerek, propagandayla, diyalektik inanç ve düşünceleri saptırarak, toplumsal gerginliğe, terör olaylarına ardı arkası kesilmeyen bombalı saldırılara, ülke genelinde ciddi güvenlik zafiyetine, iftiralara, mesnetsiz ithamlarla düşünce ve fikir hürriyetine tahammül edemeyerek insanları makul şüphe gibi adalet ve hukuk literatüründe hiç yeri olmayan bir gerekçeyle tutuklamalarına, gözaltına alınmalarına, toplumun müştereken kurduğu ve işlettiği kurumları kapatmalarına, el koymalarına-ki bu kurumlar bütün denetim mekanizmalarından geçmiş, hukuki prosedürlere uygun kurulan ve işletilen kurumlardır; üniversiteler, yurtlar, dernekler, hastaneler, kolejler, eğitim şirketleri, fabrikalar, işletmeler- sebebiyet vermektedir.

Bu sebebiyet vahim insani trajedileri, mağduriyet ve mazlumiyetleri, psikolojik travmaları netice vermektedir. Bu toplumsal travmalar aile ilişkilerine sirayet etmekte nihayetinde insani ve vicdani bağlarla birbirini severek yaşayan insanları babayı oğula, kardeşi kardeşe düşürmüş, nefret duygusunu körüklemiş, akıl ve mantıkla izah edilemeyecek bir şeyle birbirini ihbar etmek, tehdit etmek gibi bir trajediye, kan dondurucu, zihin ve mide bulandırıcı bir tavır ve harekete sebebiyet vermesiyle sonuçlanmıştır.

Bu vak’a toplumsal travmanın en asgari seviyesi. Malumdur ki yangın bir kıvılcımla başlar. Ateş sadece düştüğü yeri yakmaz, çevresini de yakar. Bu mazlumiyet ve mağduriyetimize insanlığını kaybetmemiş, vicdanı tefessüh etmemiş hakperest insanlara arz ediyor, bizi anlayıp anlamamalarını ve insaniyet namına bize yardımcı olup olmamalarını insaflarına ve vicdanlarına havale ediyoruz.