2015… Hayallerimizin karartıldığı, emeğimizin, terimizin ve geleceğimizin hiç edildiği karanlık sene. 2015 de benim ve benim gibi hayallerini ülkesine hizmet etme düşüncesiyle süsleyen arkadaşlarımın polis olma aşkıyla okuduğu Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi kapatıldı. Hepimizin farklı üniversite bölümleri kazanmış olmamıza rağmen hayalimizdeki mesleği yapmak için sınavlara girdiği, aşamalardan geçtiği, hakkıyla kazanıp 4 sene zorlu eğitimlerden geçtiği fakülte, mesleğimize kavuşmaya mezun olmaya birkaç ay kala birtakım siyasi gerekçelerle apar topar hazırlanan bir torba yasa ile bir gecede siyasi güç tarafında kapatıldı. Mevcut öğrenciler eğitimlerine devam edip mezun olmalarına müsaade edilmeden ve tercih hakkı verilmeden aldıkları üniversite puanlarına nazaran denkleri olmayan üniversite bölümlerine gönderildi.

Polis olma aşkıyla girdiğimiz okuldan Nisan ayında Polis Haftasında ilişiğimiz kesildi. Bende diğer arkadaşlarım gibi hayallerimi ve geleceğimi valizime sıkıştırıp döndüm evime. Ailem benden çok üzülüyor fakat belli etmiyor bana destek oluyorlardı. Mezuniyetime birkaç ay kala hangi şehirde çalışacağımın nasıl bir ev tutacağımın planlarını yaparken şimdi bir üniversitenin kamu yönetimi bölümünü bitirmek ve milyonlarca işsiz kadrosu arasına dahil olmak zorunda bırakıldım. Hakkımızı hukuki yollardan savunmaya çalışıyorduk fakat hukukun yok sayıldığı bir ortamda buradan çıkacak sonucu bekleyerek duramazdım. Hayat bir şekilde devam ediyordu ve bir şeyler yapmak zorundaydım. Kamu yönetimi bölümünü bitirdim. Kamu yönetimi okuyan insanlar ne yapar diye araştırmalar yaptım.

Milyonlarca işsiz kamu yönetimi mezunun önünde temel olarak iki seçenek var. Ya KPSS ye hazırlanıp memur olma yollarını deneyecektim yada ALES e hazırlanıp yüksek lisans yapacaktım. Ben zaten polis olma hakkım elimden alındığı için başka bir memurluğu hiç düşünmedim. Akademisyen olmaya karar verdim ve bunun için gerekli sınavlara hazırlanmaya başladım. Çalıştım puanlarımı yükselttim bir bir buçuk yılın sonunda bir üniversitede yüksek lisansa başladım. Yavaş yavaş toparlamaya hayata dair somut adımlar atmaya başlamıştım. Yüksek lisansı bitirip peşinden doktora planları yapıyor akademisyenlik hayalleri kuruyordum. Fakat siyasi garabet peşimi bırakmıyordu. Ben yüksek lisans eğitimime yeni başladığım sıralarda emekli öğretmen olan babam hukuksuz iddialarla gözaltına alındı.

Emekli bir öğretmen, yaşamını memlekette yaşlı annesiyle devam ettirirken öğretmenlik yaptığı şehirde darbeye katılmakla ve terör örgütüne üye olmakla suçlanıyordu. Tutuklandı ve cezaevine gönderildi. Oğlunun durumuyla bir kez yıkılan annem şimdi ikinci kez yıkılmıştı ve bu süreçte en çok o yara almıştı. Artık ailemin sorumluluğu benim omuzlarımdaydı. Babamla ilgilenmeli ve annemin yanında olmalıydım. Eğitimimi bıraktım ve bir şekilde çalışmaya başladım. Babamın tutukluğunun üzerinden iki yıl geçti. Hala adaletin tecelli edeceği ve hukukun yerini bulacağı inancıyla bekliyoruz.