Yasin ASLIYANIK

Günler Ne Güzel Günlerdi

Güzel günlerimiz vardı. Kıymeti, bir ay ışığına hasret bugünlerde anlaşılan. Sırlarımız vardı, gizem ülkesine saklanmış. Anılarımız vardı, bazen neşeye bazen de hüzne yaslanmış. Çaylarımız vardı, sıcaklığıyla içimizi ısıtan. Tebessümlerimiz vardı, dostluğun sevgisini dile getiren. Kırgınlıklarımız da vardı, çakıl taşları gibi. Acıtırdı. Düşerdi de ruhumuz yorgunluğun bağrına, kurtulmak isterdik bir an evvel imanın yanan ışığıyla. Ama hiçbiri bugün kü kadar yorgun değildi. Günler ne güzel günlerdi…

Gündüzlerimiz vardı. Şafağına güneşten önce yakarışların huzuru doğar, toprağına yağmurdan önce gözlerden damlalar düşerdi. Aminlerimiz vardı, ellerimizle yüzümüze sürdüğümüz, kırılmış dizlerimize dostluk eden. Tesbihlerimiz vardı, kelime kelime ruh üfleyen, kalbimizin gizliliklerine. Koşuşturmalarımız vardı,yanan her ateşe bir kova su diyen. Ama hiçbiri bugünkü kadar bezgin değildi. Düşmanlarımız da vardı, bugunkü kadar ikiyüzlü degildi.
Gündüzler ne güzel gündüzlerdi…

Gecelerimiz vardı. Duygularımızın ince yanlarını saklar, göklerdeki kabullerin en yakın zamanına bakardı. Gecelerimiz vardı, sakladığı en sırlı sözleri karanlıkta fısıldardı ama hiçbir zaman bugünkü kadar karanlık olmamıştı. Uykularımız vardı, kimi gözlerde uyur, kimi gözlerde uyanıktı. Işıklarımız vardı, pencere kanatlarından içeriye doğru sızıp, dertli yakarışlara amin derdi. Gecelerin koynunda saklanan yıldızlarımız vardı, hangisine tutunsak kurtuluşa ereceğimiz sahabiler gibi. Hamzalar, Ebubekirler, Ömerler, Osmanlar, Aliler gibi. Ama hiçbiri bugün kü kadar üzgün değildi. Bilal bir de bugün bu kadar sessizdi. Halidim söylesene hangi gece geleceksin,bir atın üstünde dertlerimizin sinesine! Karanlıklar bugün kü kadar çirkin değildi. Ne olursunuz gelin artık. Çok acıtıyor. Yollardaki gözlerimiz kederli, geceleri ne güzel geceler artık elemli, yıldızların gözü nemli ama inancımız hep ümitli. Sabrı yudumlayıp bekliyoruz.