…. ili …. ilçesinde yaşıyoruz. Eşim esnaf ve işinde de çok iyi. İki tane de dükkanımız var. Hamdolsun kimseye muhtaç olmayacak şekilde de geçimimiz gayet iyi.
 Maalesef 15 Eylül tarihimde yani darbe girişiminden tam 2 ay sonra sabaha karşı uzun uzun çalan acı bir zil sesiyle uyandık. O güne kadar çok duymuştuk ki gelip insanları evlerinden işyerlerinden almışlar götürmüşler. Demek ki o gün sıra benim eşimi götürmeye gelmişti. Zil sesi ile beraber eşim ve iki kızım hepimiz uyandık. Dolayısıyla tedirginlik ve korku hat safhada. Henüz sabah olmamış gece yarısı denecek bir vakit. Otomatiğe bastım kapıyı açtık. Uğultulu ve kalabalık bir grup yukarıya doğru geliyor. Kapının önünde birisi de bağırıyor açın kapıyı POLİS.
Açtık kapıyı, dediler ki Hakkınızda ihbar var darbeye teşebbüs ve örgüte üye olmaktan. Aslında buradan şu sonuç da çıkıyor eşimin hiçbir suçu yok. Herhangi bir delille gelmemiş polisler. Bir ihbar bir şikayet üzerine gelmişler. Bize karşı hazımsızlık duyan, bizi çekemeyen birisinin şikayet etmesiyle. Elimizde arama ve yakalama kararı var, arama yapmamız lazım dediler. Tabi dedi eşim gayet sakin ve so
ğukkanlı buyurun geçin vazifemizi yapabilirsiniz. Rahat çünkü eşim. Niye tedirgin olsun ki hiçbir suçu yok. Tamamen masum kendinden emin.
Girdiler içeriye mahremiyeti falan dinlemeden yatak odasına kadar, gardıroba çekyat altına dolap üstüne varıncaya kadar didik didik aradılar. Her tarafı darmadağın ettiler. Eşim soruyor bir taraftan ne arıyorsunuz diye. Dinleyen yok tabii arama yapmadık hiçbir yer bırakmadılar. Çocuklarım korkuyla çekilmişler bir kenara tedirgin tedirgin titreyerek bakıyorlar. Hiçbir şey bulamadılar. Tabii ki olmayan bir şey bulunmaz ki. Ona rağmen çocuklarımın ve benim gözümün önünde kelepçeleyip götürdüler eşimi.
 Yaklaşık 7 gün nezarette kaldı. Daha sonra öğrendiğim kadarıyla 10-15 kişi kalmış bir nezarette. Uyku yok, yeme içme sıkıntı, hiçbir suçları olmamasına rağmen hakaret, suçlayıcı bakışlar vesaire… Daha sonra mahkeme ve hiçbir suç hiçbir delil olmamasına rağmen tutuklama.
 Üç buçuk aydır da yatıyor içeride eşim. Cezaevi koğuşu da aynı, küçük ve kalabalık. Yemekler sıkıntı, havalandırma sıkıntı, tuvalet banyo sıkıntı, saymakla bitmeyecek birçok sıkıntı…
 Bense kadın başıma hem dükkanlara bakmaya çalışıyorum, hem de evi idare etmeye
 çalışıyorum. Mümkün mü eşimin işlerini takip edebilmem. Bugün yarın kapatırız dükkanları. Bizimle çalışan 10-15 ailede işsiz kalmış olacak maalesef. İnşallah bitsin bir an önce bu zulüm eşim ve onun gibi tertemiz pırıl pırıl insanlar hürriyetlerine kavuşsun.