Merhaba,
Biz, İzmir’de konfeksiyon işletiyoruz. Aslında işlerimiz iyiydi. Eşim çekle, senetle vadeli alacağı bütün şeyleri toptancılardan almış, yeni sezona işini rayına koymuş bir şekilde hazırlamıştı. Maalesef işler her zaman iyi gitmiyor, umulmadık şeyler başa gelebiliyor.
İşte bizde böyle talihsiz bir hadise ile baş başa kaldık. Eşim sabah erken kalkmış, tıraşını olmuş işe hazırlık yapıyordu. Ben de ona kahvaltılık bir şeyler hazırlamakla meşguldüm. Kapı çaldı baktık polisler gelmiş. Gelme sebeplerini tahmin etmek çok da zor değildi. Kalabalıklardı çünkü. Terörist basar gibi evin her tarafını sarmışlardı. Hatta Komşulardan birkaç tanesinin ziline de basmışlardı, kapıyı açtığımda başka kapılarda açılıp kim o diye sorulduğunu duydum.
 Demek ki herkes duysun diye onların da zillerine basmışlardı. Kahvaltı falan kaldı herşey. Çayın altını bile kapatmak çok sonradan aklıma geldi. Evi arayıp taradıktan sonra aldılar eşimi. Yedi sekiz günlük nezaretin ardından tutuklayıp sorgusuz sualsiz koydular cezaevine. Dört buçuk aydır da yatıyor suçsuz yere içeride eşim.
 Aylık açık görüşte, eşimin bana anlattığı kadarıyla tahmin ettiğime göre, cezaevi şartları çok sıkıntılı. İlk zamanlar yaza denk gelmesi hasebiyle çok sıcak, şimdilerde de çok soğuk kaldığı koğuş. Çok küçükmüş, kapasitenin iki katı kalabalık kalıyorlarmış. Isınma çok zayıfmış. Battaniyeler yetersiz. Hatta yatakları bile nöbetleşe kullanıyorlarmış. İki kişiye bir yatak düşecek şekilde. 15 kişi kaldıkları koğuşta 8-10 kişilik yemek geliyormuş. Çatal kaşık çoğu zaman eksik, arkadaşlarıyla aynı çatal kaşığı kullandıkları oluyormuş. Yeterince havalandırmaya çıkamadıklarından, kalabalığın da etkisiyle rahatsızlıklarda baş göstermeye başlamış. Bu sıkıntılar eşimin bana anlattıkları… Elbette anlatmadığı, anlatamadığı çok sıkıntılar vardır.
  Biri  lise, biri üniversite olmak üzere okuyan iki oğlum var. Onların ihtiyaçlarını karşılamak gerekiyor. Kadın başıma takip etmem gereken bir hazır giyim dükkanımız var. Maalesef ilgin ve alakan olmayan bir suçtan damga yiyince, işlerde sekteye uğramaya başladı. Müşteriler bir bir kesmeye başladılar artık ayaklarını. Her gün selamlaşıp hal hatır sorduğumuz insanlarda yüz çevirmeye başladılar. Kendi öz ailelerimiz, kardeşlerimiz bile tavır alıyo
rlar sorgusuz sualsiz artık.
 Ödenmesi gereken çekler ve senetler günleri yaklaştıkça psikolojimiz de iyice bozuluyor artık. Çocukların moralleri, eşimin suçsuz yere içerdeki sıkıntıları hepsi koca bir dağ olup oturdu sineme. Altından kalkmak mümkün değil. Bir an önce bitsin bu zulüm çıksın masumiyetlerimiz ortaya inşallah.