Geçtiğimiz günlerde İHD Merkezi Hapishaneler Komisyonu, cezaevlerinde 457’si ağır bin 333 hasta tutuklu bulunduğunu açıkladı. Açıklanan raporda;
“Bu ülkenin hapishanelerinde binlerce hasta ve ölümün sınırında insanın yattığı, hasta tutukluların ölümüne seyirci kalındığı, bürokratik engeller ve yasal zorluklardan dolayı tutukluların tabutla tahliye olduğu ve bunun bir işkenceye dönüştüğü dile getirilmişti.
Cezaevinde “KALAMAZ” raporunun bulunmasına rağmen şu an halen İzmir Menemen T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu olan Sinan Büyükoral’ın da tabutla tahliye edilmeyi beklediği öğrenildi. 25 aydır tutuklu olan Büyükoral’ın 03/12/ 2018 tarihinde Menemen Devlet Hastanesi’ne boynunda oluşan “KİTLE” nedeniyle sevk olduğu belirtildi. Burada iki ayrı biyopsi yapılarak alınan parçalar incelenmesi sonucu durumun ciddiyetinden dolayı İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Burada tekrar biyopsi yapılarak alınan parça incelenmesi ardından “kötü huylu tümör” teşhisi konuldu. Tedavi için Radyasyon Onkoloji servisine sevk edilen Büyükoral’a burada hastalığının tedavisi için 1,5 ile 2 ay arasında her gün düzenli olarak hastalıklı bölgeye “radyoterapi” uygulanması gerektiği ifade edildi.
Doktorlar hastalığın “Yüksek Hayati Risk” taşıyan ciddi bir rahatsızlık olduğunu belirtiyor. Tedavi süresi içinde vücudun enfeksiyon kapma riskinin çok yüksek olduğu ve yine tedavi süreci ve sonrasında hem hijyen hem de beslenme konusunda çok dikkat edilmesi gerektiğini söylüyorlar.
Yine doktorların Büyükoral’a hastalığı ile alakalı yaptıkları açıklamada, ” tedavi süresince hastanede yatırılmasının mümkün olmadığı, bu yüzden yaklaşık iki ay her gün hastaneye gelmesi gerektiği” söylendi.
Ayrıca hasta tutuklu Büyükoral’ın tedavi sürecinde cezaevinde içinde bulunduğu “olumsuz durumları” ifade etmek ve bunları maddelemek gerekirse:
– Cezaevinde kaldığı koğuşun normal şartlarda 10 kişilik tasarlandığı ancak 2 ranza daha ilave edilerek kapasitesi 14’e çıkarılmış olmasına rağmen koğuşta 20
kişinin kaldığı ve 6 kişinin yer yatağında yattığı,
– 20 kişinin 45 metrekarelik alanda neredeyse adım atacak yer kalmayacak şekilde yattığı, dolayısıyla herhangi bir hastalığın çok kısa bir sürede herkese bulaşabileceği, son derece sağlıksız ve hijyenden mahrum bir ortamda kaldığı,
– Beslenme konusunda her ne kadar Cezaevi Kurumu kendilerine ayrılan bütçeyle bir yemek listesi yapsa da bu sağlıklı beslenme için yeterli düzeyde olmadığı, tedavi sürecinde dikkat etmesi gereken hijyen ve beslenme şartlarından mahrum bir ortamda kaldığı,
– Tedavi süresince her gün sabah 07.30’da koğuştan alınıp nezarethane kısmında yaklaşık 1 saat bekletilip kelepçeli bir şekilde hastane nakil aracına alınan Büyükoral, hastane nakil aracının mahkûmlar arasında “TABUT” olarak adlandırılan, minibüsten çevrilmiş, altı kişinin oturacağı şekilde duvarla bölmelere ayrılmış, en üst kısmında kitap büyüklüğünde kirli bir penceresi olan “son derece pis, ilkel, onur kırıcı” bir araç olarak nitelendirildiği, bu araç ile hastaneye yaklaşık 2,5 saatte gidildiği,
– Hastaneye giderken tutukluların yanlarına herhangi bir yiyecek almalarına izin verilmediği, öğle yemeği olarak yarım ekmek, piknik reçel, peynir, krem çikolata, 200 ml meyve suyu ve küçük pet şişede su verildiği, ve bunun bir insanın normal öğününün yarısını karşılayacak kifayette bir kumanya olduğu,
– Büyükoral’ın tedavisinin olacağı hastanenin mahkum koğuşları ne hijyen ne de sağlık şartlarıyla bağdaşmadığı, tüm çevre hapishanelerden getirilen hasta mahkûmların istif halinde buralara tıkıldığı, loş, pis, tuvalet ve lavabolarının son derece temizlikten ve hijyenden yoksun olduğu ve insanca yaşanamayacak bir ortamın bulunduğu, bir sürü hastalıklı insanın balık istifi gibi aynı ortamı paylaşıp aynı havayı soluduğu, adeta şifa değil hastalık kaynağı bir ortam olduğu,
– Hastaneye getirilen diğer hastaların muayene ve tedavi işlemlerinin bitmesi ile cezaevine yaklaşık 10 saat sonra gelinebildiği, tedavi süresince ve sonrasında hayati risk taşıyan enfeksiyonlardan korunma imkân ve ihtimali içinde yaşanılan bir ortamın bulunmadığı belirtiliyor.
Bir bilim ve sanat insanı olan Sinan Büyükoral’ın durumu günden güne kötüleşmektedir. Şu an yemek yiyemiyor ve çocuk mamasıyla besleniyor. Hayati tehlikesi olan hastalığının tedavisi için, hakkında uygulanmakta olan “tutukluğun devamı” kararının kaldırılıp “adli kontrol ile salıverilme”ye çevrilmesi talep ediliyor.