Merhabalar,
eşim ben 26 yaşındayken vefat etti. İki oğlumu babasız, yoksulluk içinde büyüttüm. Tarlalarda fabrikalarda çalışarak çocuklarımı okutup meslek sahibi olmaları için mücadele ettim; biri öğretmen oldu, diğeri bankacılık okudu, iş bulamadı. Çaycı olarak işe başladı, evlendirdim bir torunum oldu. Oğlum ve gelinim tutuklandılar. Aynı gün daha üç yaşındaki torunum aynı mahkemede hem anne hem babasız kaldı.. Herhangi bir gelirim yok. Maddi manevi çok zor günler yaşıyorum. Maddi zorluklar içinde hem oğluma hem gelinime ziyarete gidiyorum. 60 yaşımda bu yaşadıklarım çok ağır geliyor.
 Bazen rahatsızlanıyorum. Kimse destek olmuyor. Torunumu kapalı görüşe götürüyorum. Annesini camın arkasından görünce elini tutmaya çalışıyor, babasını öpmeye çalışıyor.  Bu manzaraları yaşamak bir insan için çok zor. Hepimiz ağlıyoruz sürekli. Minicik bir yürek bunları neden yaşıyor ki. Benim oğlum karıncayı incitmez, gelinim de öyle. Hiçbir neden göstermeden tutuklamak ne demek anlayamıyorum. Ömründe silah bile görmemiş insanlara haksızlık bu! Terörist değil benim yavrularım! Onlar orda perişan, ben ve torunum dışarda perişan…
 Torunum hırçınlaştı, içe kapandı, ağlıyor, yemek istemiyor. Derdimizi kimseye anlatamıyoruz. Kimsenin bize bunları yaşatmaya hakkı yok. Ağlamaktan gözlerim iyice bozuldu artık. Tek dileğim bu zor günlerin çabuk bitmesi. Bu mektubu belki birilerine sesimi duyurmak için yazıyorum.