İnşallah Geçecek Bu Günler
Merhaba size İzmir’den yazıyorum, en güzel günümüzü de en kötü günümüzü de yaşadığımız bu şehirden sesleniyorum sizlere. Biz 3 kardeşiz. Ben eczacılık okuyorum, bir kardeşim mühendislik okuyor, diğeri de matematik mezunu. Yaşları birbirine yakın 3 kız kardeşiz, üçüz gibi. Babam öğretmen, annem ev hanımı. Küçük ama huzurlu, helal rızıktan gayrısının girmediği yuvamız vardı. Vardı çünkü 15 Temmuz sonrası huzurumuz kalmadı. Tam 20 yıl önce sadece eğitim adına yardımda bulundu diye birisi şikâyet etmiş babamı ve babam sırf bu sebepten açığa alındı. Emekli olacaktı oysa. Bu sene emekliliğini istedi kabul etmediler.
Sıkıntılı günler başlamıştı böylece. Derken okullar açıldı ve biz 3 kız kardeş üniversite son sınıfta okuyan kardeşimiz için Bornova’dan tuttuğumuz eve doğru koyulduk yollara. Babam açığa alınmış olmasına rağmen eksik etmedi hiçbir şeyimizi. Bizse sadece korkuyorduk ya daha kötüsü olursa ya babamı alırlarsa diye. Çünkü etrafımız böyle örnek olaylarla doluydu. Biz bu korkuyla yaşarken bir sabah zil çaldı, bildik bu gelen polisti ve kesin babam için gelmişlerdi.  Kapıyı açtık babamı alacaklar diye beklerken son sınıf öğrencisi olan kardeşim için geldiklerini söyledi polisler. Şoktaydık, sebep sunmadılar önce, sonra avukattan öğrendik bir derneğe üye olduğu için almışlar. Sonrasında ise tutukladılar. 1 hafta geçmedi bu kez babamı da aldılar. Babasız kalınca iyice zor oldu günler, çünkü bizi ayakta tutan onun yüreği idi. Neyse ki 2 hafta sonra babam serbest kaldı ancak kardeşim hala içerde. 2 ay olacak nerdeyse tam 2 ay. Daha okulunu bitiremeden aldılar yıllarını. O umudunu yitirmedi adalete dair. ALES kitabı istedi benden ve ekledi “Tezimi de yazacağım, onu bitireyim en azından” dedi. Yüreği güzel kardeşim o 4 duvar arasında hala umut dolu. Ben de ümitvarım artık. İnşallah geçecek bu günler. Önce Rabbimin izni ile sonra sizlerin vesilesi ile.