Anne, Abimin Babası Bize Çikolata Verdi
Eşim öğrenci yurdunda müdürdü. Ben ise bir dernekte çalışıyordum. Çalıştığımız kurumlar kapatıldıktan sonra 6 ay kadar işsiz kaldık. Her geçen gün kurumlarımız hakkında akla hayale gelmedik iftiralar yapılıyordu. Bu süre zarfında birçok arkadaşımız tutuklandı ve geride gözyaşları içinde masum yavrucaklar kalıyordu. Her birinin ıstırabına su serpmeye çalışıyorduk ki bir sabah bizim de kapımız polisler tarafından çalındı. Önce eşim için geldiklerini zannettik ama beni almaya gelmişler. Küçük bir aramadan sonra beni gözaltına aldılar. 3 aylık kızımı ve 4 yaşındaki oğlumu öperek ayrıldım. Gözaltı süresince eşim, beslenmesi için kızımı sık sık karakola getiriyordu. Onun kokusu ile rahatlamaya çalışıyordum. Ama aslında akıbetimiz belli idi. Sorgu, ifade alma hepsi göstermelik rutin işlemlerdi. Tiyatro darbe gibi tiyatro mahkemenin ardından tutuklandım. Kızım ile beraber cezaevindeydik. Neye kime üzüleceğime şaşırmıştım. Tevekkül ve dua etmekten başka yapacak bir şeyimiz kalmamıştı. Her ne kadar koğuşumuzun maskotu olsa da kızım için zor bir hayattı ama o bunların farkında bile değildi. Renksiz oyuncaksız küçük d
ünyasında yaşıyordu.
Eşim ve oğlum birkaç kez beni ziyarete geldiler. Bu arada eşim evimizi başka bir yere taşımış. İkametgahımızı yeni eve aldırmamıştı. Çünkü onun da tutuklanma ihtimali vardı. Oğlumuzun en büyük destekçisi babasıydı. 24 saati beraber geçiriyorlardı. Bir de eşim tutuklanırsa oğlumuz yıkılırdı. Birkaç ay sonra eşim eski evimize polislerin geldiğini öğrenmiş. Sağ olsun merhamet sahibi eski ev sahibimiz haber vermiş. Bu sefer eşim için gelmişler. O günden sonra eşim beni ziyarete gelemedi. Olsun, oğlum ile beraber olduğunu bilmek beni teselli ediyordu. Sonraları oğlumu hep teyzeleri ziyaretime getirdiler.
Zor şartlarda 8 ay cezaevi hayatımız oldu. Artık kızım yürüyebiliyordu. Mahkeme tutuksuz yargılanmama karar verdi. Hafta da iki gün imzaya gidiyordum. Ama bir iftiracının ifadesi sonrası tekrar tutuklanma riskine karşı imzaya gitmedim, gidemedim. Hamdolsun özgürlüğümüz olmasa bile oğlum ve eşim ile beraber tekrar mutlu bir aile olmuştuk. Bu arada mağdur başka ailelerin yardımına da koşmaya çalışıyorduk. Bizim de riskimiz büyüktü fakat perişan olmuş aileler ve ortada kalmış çocuklar o kadar çoktu ki hiçbir şey yapmadan duramazdık.
5 ay kadar sonra evimiz tekrar polis baskını gördü. O gün kız kardeşim misafirimizdi. Her ne kadar sadece misafir olduğunu söylesek de hep beraber göz altına alındık. Çocuklarımız olayın farkında olmadan karakolda bir taraftan öbür tarafa koşuyorlardı. Memurlar birkaç kez koşturmayın şunları diye uyarsa da bu sefer biz aldırış etmedik. İfadeden sonra beni ve kız kardeşimi bıraktılar ama eşimi tutukladılar.
14 aydır eşim tutuklu. Fazla kiloları vardı yaklaşık 25 kilo, hepsini verdi. Hasret acısı var bunun haricinde aile olarak ciddi sıkıntımız yok Hamdolsun.
Her hafta ziyaretine gidiyorum. Yolculuk zor olduğundan çocukları ayda bir açık görüşe götürüyorum. Oğlum babasının yokluğuna hala alışamadı. Hem annelik hem babalık yapma sırası bana gelmişti. Kızım 2 yaşını doldurdu ama babası ile toplamda 8 ay geçirmiş oldu. O yüzden babalık kavramını bilmiyor. Bir ziyaretimizde eşim, kızım ve oğlumuza çikolata vermişti. Kızım ziyaret dönüşü bana ” Anne abimin babası bize çikolata verdi” dedi. Gülsem mi ağlasam mı bilemedim.