En Yakın Arkadaşı Vicdansız İftirası
 Merhaba. Bu imkânı sağladığınız için teşekkürler. 3 çocuklu bir aileydik. Ben özel dershanede öğretmenlik yapıyordum, eşimde devlette mühendis olarak çalışıyordu.
 Çalıştığım dershane Valilik kararıyla Şubat 2016 tarihinde 20 gün süreyle mühürlendi. Mahkeme kararıyla itiraz üzerine tekrar açıldı. Eğitim devam ederken Mayıs ayında dershanemiz tamamen kapatıldı. Bütün personel ve öğretmenler olarak mağdur olduk. Sadece biz değil öğrencilerimiz de sınava 2 ay süre kalmasına rağmen kapatıldı. Kapatılırken bile öğrencilerimiz olayı yaşadılar ve şok geçirdiler. Sınıflar ve dershane odaları ağlayan öğretmen ve öğrencilerle doldu.
 Mühürlendikten 1 hafta sonra da dershane ve şirkete operasyon yapıldı. Tabi sigortalarımız iptal edildi. Maaşlarımız ödenemez oldu. Arıkovanı gibi dolup taşan dershane binamız buz kesmiş ve garip bir bina haline gelmişti. Binlerce öğrencinin yetişmesine, geleceklerini kurtarmasına engel olundu. Dershane kapanmasıyla maaşım kesildi ve sadece eşimin maaşına kaldık. Sabırla harcamalarımızı ona göre ayarlar olduk.
 Arkasından 15 Temmuz ve OHAL’in başlamasıyla etrafımızdaki insanlar bize farklı b
akmaya başladılar. Tatilde memleketimize gittiğimizde akrabalarımız bize farklı bakar oldular. Bir sene öncesine kadar hakkımızda methiyelerle bizi anlatan insanlar bize sırtını döner oldular. Hatta “adam olmaz dediğimiz çocuklarımız dershaneler ve okullar sayesinde adam oldular” diyen insanlar bizi farklı algı ve yaftalamalar ile suçlar oldular. Bazı arkadaşlarımıza anne baba ve akrabaları “o kurumlardan ilişiğinizi kesin yoksa evlatlıktan reddedeceğiz” diyenler duyduk. Onu da bir yere koyalım adli bir suçumuz olmadığı halde “terörist” iftira ve yaftalamaları insana en ağır gelen şey…
 23 Temmuzda KHK ile çocuklarımızın okulu ve çalıştığım dershanenin bağlı olduğu şirket ve kurumlara mühür vuruldu ve devlete geçti. Çocuklarım bile “başka özel okullara kapatılmıyorken sadece bizim okulu niye kapatılıyor, ikinci evimiz olan okulumuzun ne suçu var ki mühürleniyor” diye sorar oldu. Tabi bir şey yapamıyor insan. Arkasından şirketimiz ortaklarına ve birkaç öğretmen arkadaşlarımıza operasyonlar yapıldı. Sivil polisler tarafından bir anda sabahın erken saatlerinde baskınlar yapılıyor, gözaltılar oluyor ve insan tedirginlikler yaşıyor. Günlerimiz her gün gurbet yaşarken Aralık ortalarında şirket ve dershane hocalarından yine 4 kişiye operasyon yapıldı.
 Eşimin ve benim çok yakından tanıdığımız kimselerdi. Günlerden salı günüydü. Eşimin işyerine 10 polisle baskın yapıp eşimi işyerinden gözaltına aldılar. Evimize geldiler saatlerce evrak ve doküman aradılar hatta depoya kadar baktılar. Eşimin ve benim herhangi bir şeyimiz olmamasına rağmen baskın olması hemen aklıma itirafçı biri ihbar etmiştir diye getirtti. Eşimi bir hafta gözaltında beklettiler bizle görüştürmediler. Daha sonra polis sorgusu ve savcılık ifadesi ve mahkemesi oldu. Eşimi adliyeye getirirken yüzü yorgun ve bitkin bir vaziyette elleri arkadan kelepçelenmiş sanki sürüyerek getiriyordu 2 polis. Eli silah tutan ve insanımızı öldüren insanlar yargılanırken kelepçe bile vurulmazken eşimin arkadan kelepçelenmesi bana en ağır gelen şey. Tabi mahkeme tutuklama verdi. Sonra avukatla görüştük avukat eşiniz hiç bir suçlamayı kabul etmedi ve öyle ifade verdi dedi. Eşinizin tutuklanması ……. Beyin savcıya itirafçı olmasından dolayı dedi. Eşim İfadesinde sorguda 2 polis işkence yaptıklarını belirtip onlar hakkında şikâyetçi olduğunu söyledi. Tabi eşimi itiraf eden kişinin yıllarca ailece tanıştığımız ve görüştüğümüz kişi olmasını öğrenmemle başımdan kaynar sular döküldü.
 Can ciğer görüştüğü insan en samimi arkadaşına iftirada bulunuyor. İster istemez şok ve yıkım yaşıyorsunuz. Dünya insana dar geliyor. Bu da ayrı bir imtihan deyip sabırla bekleyelim diyorsunuz…