Merhaba…
Her mağdur arkadaşımın yaşadığı gibi ben de hemen ilk günlerde açığa alındım ne olacağını bilemediğimiz günler önümüzdeydi. Söylenenler var yaşananlar var acaba bizim kaderimiz de ne vardı beklemeye başladık. Maddi ve manevi sıkıntılarımız çok yoğun ve anlamlandıramıyorduk. En acil yapmam gereken ödeme oğlumun özel okul parasının %25 miktarıydı. Her ihtiyacın var mı diye sorana bu miktarı ödeme vakti gelince sizden isterim diyordum. Aradan bir süre geçti ve o sene oğlumun yeniden girip tercih yaptığı üniversite yerleştirilmeleri açıklandı ve oğlum kendi bölümünü %100 burslu olarak kazanmıştı. Rabbim sen ne kadar merhametlisin verdiğin sıkıntılara katlanıyor gibi davrandık sen hemen sizinleyim dedin. Koşarak şükür namazı kılmamızı nasip ediyorsun. Bir süre sonrada o beklenen ama olmaz herhalde dediğiniz o sabah saatlerindeki çalan kapı ziliyle güne başladık. Oğlumun doğum günüydü akşam kutlama programı yapmıştık geceyi arkadaşlarında geçirmişti. Ben evde yalnızdım. Polisler geldiğinde gerekli işlemler yapıldıktan sonra oğluma haber verdim. Sanayi polis karakoluna götürecekler diye.
Sağlık kontrolünden geldikten sonra kaldırımda bekleyen oğlumu ve onu yalnız bırakmayan arkadaşlarını gördüm. Kısa görüşmemize izin verdiler söylemek istediğimiz çok şey var ama ikimizde birbirimizi motive etmek için çabaladık oğlumla… Sonrasında dokumadaki 119 kişiyle aynı mekânda kaldığımız gözaltı süresi başladı. Kurban bayramı öncesi idi neredeyse 20 gündür orada olan arkadaşlar vardı. Bizde mi bu kadar kalırız derken 7 gün sürdü gözaltımız. Gündüz çalışan polis memurları yapabilecekleri bütün mobingleri yaptılar. Günde bize hakaretle ve başımıza çarpar gibi verilen az miktardaki su idi azığımız her yerden böcekler. Hiç kapatılmayan ışıklar ve gereğinden fazla soğutulan bir ortam. Abdest almak için bile akla gelmedik hakaretlerle gidip gelinme ve en çokta hiç bilmediğimiz adliye işlemleri ve ne ile hangi suç ile itham edileceğimiz…
Bu bizi daha çok tedirgin ediyordu, birde yanımızdaki önceden adliye personeli  olan arkadaşlarımızın anlattıkları duygularımızı daha da alt üst ediyordu. 7 günün sonunda hadi hazırlanın dediler ve kelepçeleri kollarımıza takarak adliyeye götürdüler. Öğleden gecenin 24 üne kadar bu vaziyette tuttular bizi. Namazlar ikili olarak kelepçelendiğimiz arkadaşlarımızla eda edildi.
Yiyecek bir şey vermediler. Getirilenlere de izin verilmedi. Bunların yanında acı olanı şu idi. Polis şefi hâkim karar vermek için ara verdiğinde keşke çantalarımızı da yanınızda getirseydik gecenin bu saatinde birde eşyalarınızı almak için dokumaya gitmek zorunda kalacağız şimdi demişti. Biz o an anlamıştık tutuklanacağımızı ve ailelerimize nasıl haber veririzin derdine düştük. Arkadaşımın kardeşlerine söylemiştik oğluma haber verme işini çünkü oğlumu adliyeye çağırmamıştım ve başka kimsem de yoktu. Zaten sonra öğrendim oğlum gece kapıyı çalan kişileri polis zannedip çok korkmuştu daha korkunç olanı benim tutuklandığımı öğrenmesi olmuştu oğlum için. Çünkü o da tek başına kalmıştı babası ile yıllardır görüşmüyordu.
Dede, dayı ve teyzesi de çok korktuğu için üzerlerine düşen vazifelerini yerine getirip sahip çıkamıyorlardı oğluma. Bu yaşında tamamen istenmeyen korkulan sevilmeyen oğul torun yeğen duygularını iliklerine kadar yaşıyordu. Bunların yanında içerideki annenin sorumluluğu da onun omuzlarındaydı her hafta ziyarete gelip bana moral veriyor ve bana, dışarıda yüzlerini bildiğim ama hepsini tanımadığım arkadaşlarının selamı getiriyordu. Cezaevi kermes alanı gibi diyordu. Ziyarete geldiğin de hiç ağlamayıp tahliye olduğum akşam ilk görüşmemizde içini boşaltan bu süre içinde daha çabuk büyüyen bir oğul.