Eşim ve ben arama kararımız olduğu için 5 ve 6. sınıf olan oğullarımızı memlekete göndermiştik. Aylar geçmiş yaz tatili yaklaşmıştı. Hepimiz birlikte olunca neler yapacağımızı düşünüyorduk. Tatile az bir zaman kalmıştı, bir gece eşimle birlikte gözaltına alındık. Memurlar bizi sokakta bekliyormuş. Yanımızda en küçük oğlumda vardı. Onu bir yakınımıza bıraktık. En zoru da onu bırakmak oldu. Olayı anlayınca beni bırakmayın diye ağlamaya başladı Ayrılmak istemiyordu ama buna mecburduk, Adeta birbirimizden koparıldık. Tutuklanıp cezaevine konulduk. Eşimle kapalı görüş yapıyorduk. Memleket çok uzaktı diğer iki oğlumla 3,4 hatta 6 ay sonra görüştüğümüz oluyordu 1,5 ay sonra ailem açık görüşe gelirken en küçük oğlumu da getirdi. İlk gördüğünde çok şaşırdı. Şaşkınlığı geçince bana doğru ağlayarak koşmaya başladı. Durmadan yüksek sesle ağladı. Salondakiler de bizimle beraber ağladılar. Abileri ise kavuşma hayali kurarken bunları yaşayınca çok etkilendiler. Açık görüşlerde büyük olan ya kusuyor ya da öksürük nöbeti geçiriyordu. Küçük oğlumun geldiği gece hiç uyumadık. Çünkü oğlum hep sayıklıyordu uykusunda annemi istiyorum, babamı istiyorum diye bağırıyordu.
O her bağırdığında ben ve koğuştakiler ağladık. Oyun çağındaydı hep oyun oynamak istiyordu. Tek oyuncağımız bir toptu. Yaz ayları olduğu için avluda aylarca top oynadık. Bir arkadaş dondurma kutusundan araba yaptı. Şişe kapaklarından gözlük ve kol saati yaptık. Arabası yoktu ve akşam avlu kapansın istemiyordu. Kurban bayramıydı bir akşam mazgalımız açıldı ve elinde 4 minik araba ile bir görevli geldi. Bunları oğlunuza getirdim dedi. O gün çok duygulandım, ağladım. Görevliye hala dua ediyorum. Ailemin gönderdiği oyuncakların çoğu içeri alınmıyor ve genellikle araba elimize hiç ulaşmıyordu. Eylülün son haftalarında kreş açıldı Allah’a şükrettim yoksa 5 yaşındaki oğlum yanımda zorlanacaktı. Koğuşta her gün mukabele yapıyor, akşam teşbihlerini birlikte sesli yapıyorduk. Her cuma cuma vaktinde Yasin’den başlayıp, hatim duasıyla, okuyup dua ediyorduk. Bir kaç arkadaşla 3 ay aralıksız oruç tuttuk. Hatta bizim oruç tuttuğumuzu gören görevlilerde çok etkilendiler. Bir tanesi bizimle oruca başladı.
Kandil geceleri görevliler gelip bizden dua istiyorlardı. Kimi iş için, kimi evlilik için herkesin derdi başka tabi. Koğuştakiler çok iyi arkadaşlardı. İbadete düşkün ve hizmete bağlı sağlam insanlar. Hamile bir arkadaş vardı şükür ev hapsiyle tahliye oldu. İki tane daha 2 yaşlarında çocuklu anneler vardı. OHAL kaldırılınca bize spor saati konuldu. Haftada bir 45 dk. spor salonuna gidiyorduk. İlk gittiğimizde 1 yıldır orada olan bir arkadaş annesine telefonda sevinerek ilk defa geniş bir yere çıktık, ilk defa daha uzak bir mesafeye bakabildim deyince annesinin sevineceğini düşünerek ama annesi neredeyse ağlayacak gibi olmuş. Bazen bize güzel olan dışarıdakilere hüzün sebebi oluyordu. Oğlumun canı hamburger çekmişti. Bir akşam sayımda bir görevli oğluma üst katta gizlice bir şeyler verdi. Sayım bitince yukarı çıktık. Meğer görevli, duymuş oğluma hamburger menüyü patatesi oyuncağıyla beraber getirmiş. Çok duygulandık. Kış gelmişti, oğlum neredeyse her hafta ateşleniyordu. Önce geçer diye bekledim. Ama orası çok soğuktu ve aylar geçtikçe oğlum düzelmiyor daha kötüleşiyordu. Bir gün oğlumu kreşten getirdiler yine hastalanmış ve doktora götürmüşlerdi. Görevliler doktorun çocuk bir daha böyle olursa cezaevinde kalamaz raporu vereceğini söylediler. Oradaki en kötü günlerimden biriydi. Rapor verilirse oğlumu göndermek zorunda kalacaktım. Üzerindeki ayrılık korkusunu atamadan ikinciyi kaldıramazdı. Tahliye olmazsam ve hastalığı düzelmezse ne yapacaktık. Avukatımdan iyi haberler gelmiyordu. Kurum psikoloğu da muhtemelen hüküm verilir ve tahliye verilmez diye kendimi hazırlamam için haber göndermişti. Ama Allah çocukların ve duaların hürmetine beni çocuklarımdan ayırmadı. Tahliye olunca görevli bir bayan koğuşa girdi, bana sarıldı ve ağladı. Sen çocuklarına kavuştun dua et ben de anneme kavuşayım dedi.