Çok seviyorum mektupları;
Yazarken konuşuyoruz seninle,
Birlikte gülüyoruz,
Duygulanıyoruz bazen de.
Anlamı kalmıyor ayrılıkların,
Gönüllerimizin bir olduğu yerde.
Bir arada oturuyoruz,
Mektubu yazdığım masada,
Saatlerce sürüyor sohbetimiz.
Yazdıklarım aslında,
O an konuştuklarımız sanki.
Ellerim yorulurken kalem tutmaktan,
Gönlüm dinleniyor kelam etmekten.
Ruhum huzur buluyor,
Seninle hasbihalden.
Mekan kayboluyor,
Her yer bizim oluyor.
Zaman kayboluyor,
Sınırlardan arınmış bir “an” geliyor.
Dertler kayboluyor,
Sevinç geliyor.
Sıkıntılar kayboluyor,
Huzur geliyor.
Yeis kayboluyor,
Ümit geliyor.
Endişeler kayboluyor,
Sabır geliyor.
Zayıflıklar kayboluyor,
Metanet geliyor.
Yalnızlıklar kayboluyor,
Ve sen geliyorsun,
Ve sevgi geliyor,
Ve aşk geliyor.
Ve sen geliyorsun;
Derdime ortak,
Kimsesizliğime arkadaş geliyor.
Yalnızlıkla paylaştığım hücreme,
Karanlıkları defeden ışığın doluyor.
An geliyor,
Söz bitiyor.
An geliyor,
Dost gidiyor.
An geliyor,
Ruh daralıp can sıkılıyor.
İşte o an,
Bir mektup,
Bütün duvarlarını yıkıyor hücremin.
Her bir harfi yazışında kalemim,
Bir sıkıntıyı da siliyor.
Gitarın teline her vuruş,
Ney’e her üfleyiş,
Derdimi paylaştığım dostum oluyor.
Kalmadığında sabrım susmaya,
Ama dermanım da söylemeye,
Gözlerimden ve kalbimden süzülen yaşlar,
Mutluluk ağacımızı suluyor.
Yüreğime zemheri gibi düşen her ızdırap,
Yeni bir baharın yolunu açıyor.
Aynı kâseden yudumlarken acıyı ve mutluluğu,
“Ölmeden önce ölmeyi” tadıyoruz.
Bırakıp ardımızda
Zamanı ve mekânı,
Fani dünyanın
Fani nimetlerinden geçiyoruz.
Hislerimin şiddetinden paramparça olan,
Kalemim aciz kalıyor,
İçimde yanan sevgiyi anlatmaktan.
Her bir harf,
Yeni bir mutluluk esintisi getiriyor.
Ruhum yeniden coşuyor,
Her bir kelime ile.
Kederinle inlerken her bir zerrem,
Sevincinle gülüyor.
Her cümlede içime,
Tarifsiz bir sevinç siniyor.
Akkor olup yüreğimi dağlayan satırlar,
Bir taraftan teselli ediyor.
Birbirine sarılıyor,
Yaralı gönüllerimizin inlemeleri.
Teselli veren bir büyü içinde,
Birlikte ağlıyoruz.
Gözlerimiz yanıyor,
Yüreklerimiz yanıyor.
Yanmaya dayanılmıyor,
Ama, doyulmuyor.
Gözyaşlarımız hüznümüzü,
Rabbimiz’e arz ediyor.
Semalardan ruhlarımıza,
Sekineler yağıyor.
İki damla yaş düşerken seccademe,
Hasretle yaralı gönlüm
Teselli buluyor,
Ümit doluyor,
Bahtiyar oluyor.
Mektuplar;
Özlediğim sesini getiriyor,
Kokunu getiriyor,
Sevgini getiriyor,
Seni getiriyor,
Beni sana götürüyor.
Be ruhum seni lütfedene,
Şükür secdesine kapanıyor.
Bağrıma basıyorum,
Yıllardır biriktirdiğim hasretle seni.
Ve tekrar tekrar öpüyorum,
İyilik taşan gözlerini.
Melek ruhlum,
Melek kalplim,
Mamur olsun inşallah,
Dünyan ve ahiretin.
Zerresini bile tatmayasın,
Asla kederin.
En yüksek makamlarına ulaş,
İki cihan saadetinin.
Dergâhına el açtık yâ Kerim;
Bitir bütün gurbetleri!
Habib-i Ekrem hürmetine yâ Muğis;
Gider tüm musibetleri!
Sahib-i zaman hürmetine yâ Muin;
Gönder sonsuz inayetini!
Alemlere rahmet Efendimiz hürmetine yâ Rab;
Kavuştur mazlum bekleyenleri,
Güldür bütün garipleri,
Bu devrin yetimlerini!