Eşim, 14 Ağustos tarihinde hiçbir delil ve suçu olmamasına rağmen çocuklarının gözü önünde gözaltına alındı. Gözaltı muamelesi kendi ailesinin evinden jandarma eşliğinde bir sebep bildirmeden oldu. Akraba ve yakın çevresi nazarında ciddi rencide ve töhmetlere sebebiyet verdi. Gözaltında iken emniyet birimlerinde yer olmadığı için jandarma nezarethanesinde bir kadın olarak tutuldu. Avukatlar gözaltı sürecinde davayı kabul etmek istemediler. Avukatların davayı kabul etmelerinin kendileri için de tutuklanma sebebi olduğunu görüştüğümüz bütün avukatlar söyledi. Sadece bir avukat savunmayı üstlendi o da maalesef maddi sıkıntılarımıza rağmen bizi çok zorlayacak bir ücretle kabul etti. Gözaltı sürecinde avukatı ile eşimi ilk 8 gün görüştürmediler. Ailesi ve yakınları olarak gözaltında iken haber almakta sıkıntı çektik ve çok endişelendik. Mahkemeye çıkartmama sebebi olarak da yoğunluk olarak mazeret sunuldu. Tam 21 bir gün sonra mahkemeye çıkartıldı. “Kurban toplamak, fakirler için yapılan organizasyonlarda yer almak” iddiası ile tutuklanarak ceza evine kondu.

Eşim ve benim en küçük bir şekilde kanunlara ve devletimize karşı bir yanlışımız olmamıştır. Dünyanın hiçbir yerinde yardım toplama faaliyetleri, bankaya para yatırma, sosyal birliktelik suç olmaz iken masum insanlara atılan iftiralar ile kendilerini savunmaya bile fırsat verilmeden ilan edilen OHAL durumunu kullanılarak hukuksuzluk yapılmakta ve insanlar mağdur edilmektedir. Bu arada benim de gözaltı kararım olduğunu anlayınca işkence söylentileri, OHAL uygulamaları ve avukat temin edememe gibi nedenler ile teslim olmadım. Suçlu değilim.