Bilmez misin çekilen sıkıntılar boşa gitmez;
Nice günahları, hayra kalb ederler.
Mazlum âhı alanları Rabbim iflah etmez;
Yüzlerin karardığı gün, ne darb ederler.
Alırlar günahımızı, iftiralar kesilmez;
Ne kötü bir amel, hakikati kizb ederler.
Yazılan tezvirata mürekkepler yetmez;
Şiddetli bir ateşi, üstlerine celb ederler.
Mazluma atılan yumruğun hükmü geçmez;
Elbette ahirette, kendilerine dert ederler.
Öyle bir ateş ki alevinde aş pişmez;
Hesap zamanı tutarlar da pert ederler.
İnledikçe dertlinin ahı iflah etmez;
Güldükçe onlara, sanırlar ki bast ederler.
Kahr-ı İlâhi yakalayınca, pişmanlık kâr etmez;
Ne acıdır, imanlarına kast ederler.
Dünya hayatı bu, bir iş bir işe yetişmez;
Akibeti görünce, çok geç, derk ederler.
Zalim hıçkırır, feryadı tükenmez;
Kaynar suyu, damarlarına zerk ederler.
İsyan etme ey nefsim! Hazine-i İlâhi eksilmez;
Verir sana cennetini, lûtf ederler.
Sevdiklerinle coşarsın, oraya dert girmez;
Ne güzeldir akibet, memnun ederler.