Özel bir eğitim kurumunda muhasebe müdürüydüm. Yönetim kurulu ile birlikte dördüncü imza yetkilisiydim. 15 Temmuz’dan sonra şirketimize aslı astarı olmayan nedenlerden dolayı el koydular, ben de işsiz kaldım. 15 Temmuz’dan sonra şirket çalışanlarını işten çıkarmak için ofisime gittim. 15 dakika sonra sivil polisler geldi. ‘’Sen kimsin, buraya neden geldin, kimden talimat aldın’’ gibi sorular sordular sanki ben suçluymuşum gibi. Ben de ‘’İşçilerin şirket ile ilişiğini kesmek için geldim’’ dedim. Tabi buna müsaade etmediler. ‘’Burası devletin, sen dışarı çık, bura devlete ait’’ dediler. İşçilerin sigortasını çıkarmama müsaade etmediler ve ben hala işsizim kimse de işe almıyor. Malum cv istedikleri için terörist muamelesi yapıyorlar. Ben de başka yerlere başvuru yapmadım, şimdi bir inşaatta sigortasız çalışıyorum. 15 Temmuz’dan sonra şirkette yetkili olduğum için Sosyal Güvenlik Kurumuna ait şirket borçlarını ödeyin diye tebligat gönderdiler, ben de cevap olarak şirket devlet bünyesine geçtiğini, hatta kanun hükmünde kararnamenin 670 maddenin 5 bendinde el koyulan şirketlerin borçları devlet tarafından karşılanır ibaresi yer aldığını ilettim, ama şu an devlet adaletle hareket etmediği için arabama haciz koydular. Bu konuyu iş mahkemesine taşımak istedim, arkadaşlar ‘’Ne yapıyorsun deli misin seni de tutuklarlar’’ dediler. Zaten bu işe el atacak cesaretli bir avukat da bulamadım. Düşünsenize avukatlar bile korkuyor. Daha sonra bir yerden borç para buldum. Sigorta borcunu kapatıp daha sonra arabamdan hacizi kaldıracağım. Arabamı satıp borç aldığım kişiye borcumu vereceğim. İşsiz kaldığım gibi arabasız da kalacağım muhtemelen.
Eşimden iki ay ayrı kaldım, korkudan eşimi memlekete gönderdim ve 15 Temmuz’dan itibaren her zil çaldığında polisler beni almaya mı geldi diye düşünüyorum. Her günüm böyle. Şimdi, diyorlar ki Türkiye’de işkence yok. İşkence illaki fiziksel yapılmaz, bana yapılan bu muameleler işkenceden daha ağır geliyor. Düşünsenize selam veren komşularım gelmez gitmez oldular. Onlar da haklı, onlar da korkuyor. Devlet bize de bir şeyler yapabilir mi diye endişe ediyorlar. Açıkçası şu an Türkiye açık cezaevinde hayatımı idame ediyorum. Zaten tüm akrabalarım da bana gardiyan gibi davranıyorlar. Şimdi ben bu durumumu kime arz edeyim? Şimdi benim halimi hangi hukuk sistemi anlar? Tek tesellim kızım; daha 2 yaşında olayların farkında değil. Psikolojik bir durum yaşamıyoruz, sadece buna seviniyorum. Her şeye rağmen bir gün adalet gelir mi acaba güzel ülkeme…