Merhaba ben KHK ile kapatılan özel bir lisede müdür yardımcısı olarak çalışan bir öğretmenin eşiyim. 24 Temmuz 2016 tarihinde sabah 05.00 gibi polis evimize geldi. Evimizde ve arabamızda arama yaptı. Suç unsuru hiçbir şey bulamamasına rağmen bir iftira sonucu eşimi gözaltına aldılar. Neyle suçlandığını bilmeden eşimi 20 gün gözaltında tuttular. Gözaltı süresince eşimle görüştürmediler. Eşimden haber alamadım. Gözaltı sürecinden sonra eşimi mahkemeye sevk ettiler. Burada da eşimle ilgili bir iftira sonucu yapılan suçlamalarla ilgili hiçbir bilgi, belge ve delil olmadan eşimi tutukladılar. Eşim hâlâ tutuklu. Eşim tutuklandığından beri çok zor durumdayım. Ben de eşim gibi öğretmenim. Bir dershanede çalışıyordum. Daha önce dershanelerin kapatılması ile işsiz kalmıştım. Şimdi de eşim tutuklandı. Kızımla yapa yalnız kaldım. Geçimimizi sağlamak için iş aradım. Ancak bir çok yere iş başvurusunda bulunsam da eşimin durumundan dolayı iş bulamadım. Başka hiçbir gelirim yok. Komşu ve arkadaşlarımızın yardımı da olmasa evime ekmek alamayacak durumdayım. Kiramı ve faturalarımı ödeyemez hale geldim.
Bunların yanı sıra beni en çok üzen ise toplumda psikolojik baskıya maruz kalmamız. Ben akraba ve komşularımdan, kızım da okulda arkadaşlarından sürekli psikolojik baskı görüyor. Bu yüzden kızımın da benim de psikolojimiz bozuldu. Şu an ikimiz de ilaç kullanıyoruz. Yaşadığımız bu sıkıntıların yani sıra bir iftira neticesinde tutuklanan eşimi savunmak için uzun bir süre avukat aradım. Avukatların bir çoğu korktukları için ya eşimi savunmak istemediler ya da fahiş ücretler istediler. Sonunda bir avukat buldum. Onu da vazgeçirmek için gözaltına aldılar. Yaşadığımız bu hukuksuzlukları ve insanlık dışı uygulamaları anlatacak bir kurum bulamıyoruz. Çünkü herkes kendisi de sıkıntı yaşar diye bize yardımcı olamıyor. Lütfen bize yardımcı olun. 14 yıl KHK ile kapatılan kurumlarda görev yaptım. Bu 14 yıl boyunca binlerce öğrencinin hayal bile edemeyecekleri başarılar kazanıp hem milletimizin hem de ailelerinin göğüslerini kabarttıklarına şahit oldum. Bulunduğum ilde ilk defa bir öğrenci üniversiteye kabul sınavlarında Türkiye 3.sü olarak daha önce hiçbir öğrencinin kazanamadığı bir başarıya imza attı. Yıllardır bütün gayretimiz ailesine ve milletine faydalı nesiller yetiştirmek iken 15 Temmuz sonrası kurumumun darbeyle ilgisi olduğunu gösteren bir tek somut delil bile ortaya konmadan kurumumuz kapatıldı. Kurumumuzda okumakta olan üç bin öğrenci okulsuz ve kurumda çalışan dört yüz personel de işsiz kaldı. Aynı kurumda aynı zamanda yönetim kurulu üyeliği de yapmaktaydım. Yönetim kurulu üyesi olduğum için tüm hesaplarıma ve mülklerime, aracıma el konuldu. 17 Ağustos KHK’sında el konulan kurumların borçlarının el konulan mülklerin değerini aşmaması kaydıyla düşüleceği açıklanmış iken SGK ve maliye tarafından haciz işlemleri başlatıldı. Kurumumuza atanan kayyımın kendi ifadesine göre; şirketimizin 120 milyon TL’lik taşınmazı olmasına ve kurumumuzun resmi ve banka borçları toplamı 7 milyonu bulmamasına rağmen tüm ortak ve şirket yöneticilerinin hesaplarına el konularak “ticaretle uğraşanlara ticaretini yapamaz”, “bizim gibi maaşla çalışanlara da hiçbir birikimini kullanamaz” hale getirildi. Evim ailemle tatildeyken polis tarafından basıldı, tatil için ailemin evindeyken asılsız bir ihbar ile kayınpederimin evi elinde kameralarla 7 polis tarafından evin yurt olarak kullanıldığı şikayetiyle basıldı. Evde olan misafirlerden birinin kalbi sıkıştı ve ambulansla hastaneye kaldırıldı. Eşim ve çocuklarımın psikolojileri bozuldu. Günlerce uyku uyuyamadık ve depresyon ilaçları kullanmaya başladık.