Merhaba,
Ben 23 Temmuz 2016 tarihinde yayımlanan KHK ile kapatılan Özel bir okulun müdürüydüm. Bu KHK sonucu okulumuz kapatılınca işsiz kaldım. Halbuki kurumla yapmış olduğum sözleşmem 30 Haziran 2019 da sona eriyordu. Bu sözleşmeye göre planlamalar yapmış, düzenli ödemeler planlamıştım. Ayrıca ihtiyaçlarım için kredi çekmiştim.  Ancak işsiz kalınca bu planlamalarımın hepsi alt üst oldu. Bırakın ihtiyaçlarım için aldığım krediyi ödemeyi, şu an oturduğum evin kirasını ödeyemez, kredi kartlarımın borcunu, elektrik-su faturalarımı ödeyemez hale geldim.
Ailemin geçimini sağlamak için çalışmam lazımdı. Bunun için iş aradım ve hâlâ arıyorum. Yaklaşık iki aydır iş arıyorum. Çalışma izinlerimiz iptal edildiği ve bir başka eğitim kurumunda çalışmamıza izin verilmeyeceği için eğitim alanında iş başvurusu yapamadım. Eğitim dışındaki farklı sektörlerde belki 50 yere iş başvurusunda bulundum. İş görüşmelerinde başta çok olumlu geçen görüşmelerim maalesef daha önce çalıştığım yer konusuna gelince hep olumsuzlukla sonuçlandı. Birçok iş görüşmem de “Hocam, CV’niz çok iyi. Sizden iyisini bulacağımızı pek zannetmiyoruz. Ancak bizi mazur görün, sizi işe alamayız. Aldığımızda bizim üzerimize gelirler, biz de sıkıntı yaşarız.” ifadeleriyle uğurlandım. Bu şekilde işten haksız yere çıkarıldığım ve iş bulamadığım için bir nevi açlığa mahkum edildim.
İşten çıkarıldığımda kurumdan alacağım maaş ve tazminat alacağım da bana verilmedi. İstediğimde de bir muhatap bulamadım. Daha sonra Defterdarlık’a dilekçe vermem söylendi. Dilekçe vereli yaklaşık bir ay oldu ancak bu konuda da henüz bir gelişme olmadı. Bütün bu gelişmeler neticesinde ekonomik olarak çok zor duruma düştüm. Yeri geldi evine ekmek alamayacak hale geldim. Okulda beraber çalıştığım arkadaşlarımdan borç alarak hayatımı devam ettirmeye çalışıyordum. Ancak arkadaşlarım da aynı durumdaydı. Çevremdeki diğer insanlardan borç almaya çalıştım. Onların durumu da hiç farklı değildi. Haksız, hukuksuz bir şekilde yapılan ihbarla çevremdeki birçok insan açığa alınmış, işsiz kalmış veya gözaltına alınmıştı. Çevremde o kadar çok mağdur vardı ki artık borç isteyecek kimse bulamıyordum.
Borçlarım artık iyice sıkıntı olmaya başladı. Ailemin nafakasını da sağlamam gerekiyordu. Bunun son çare tek mal varlığım olan arabamı sattım. Aldığım para ancak borçlarıma yetti. Çok az miktar param kaldı. O da birkaç aya biter. O zaman ve yapacağım bilemiyorum.
Yaşadığım bu maddi sıkıntıların yanında belki de bundan daha çok beni üzen çevreden gördüğüm psikolojik baskılar oldu. Düne kadar çevremdeki insanlar tarafından sevilen ve saygı duyulan bir kişi iken bir günde “terörist” ilan edildim. Bu güne kadar bırakın bir terör eylemine katılmamı, en ufak bir adli sicil kaydım olmamıştır. Öğrencilerime 16 yıldır; doğruluk, dürüstlük, hakka girmeme, insanlara/canlılara zarar vermeme onları üzmemeden bahseden bir öğretmen olarak insanlar tarafından bir “terörist” olarak görülmek beni çok etkiledi. Psikolojim bozuldu. Uykusuz geçen günlerim çok oldu. Bu sıkıntıların hâlâ da devam etmektedir. Yukarıda anlattığım yaşadığım maddi ve manevi sıkıntıları beraber çalıştığım öğretmen ve personel 70’e yakın arkadaşımın hemen hemen hepsi yaşadı.
Bazı öğretmen arkadaşlarım iş bulamadığı ve evinin kirasını ödeyemediği için evini taşımak zorunda kaldı. Hatta bazı arkadaşlarım yapılan sahte ihbarlar neticesinde gözaltına alındı. 20 gün nezarette ne ile suçlandığını bilmeden tutuldu. Türlü türlü fiziki ve psikolojik baskıya maruz kaldı. Nezarette geçen 20 gün boyunca hiç kimseyle görüştürülmedi. Sonucunda da somut hiçbir bilgi, belge ve delil olmadan haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklandı. Onların ve geride kalan ailelerinin yaşadığı dram ve travmalar çok daha vahim.
Yaşadığımız hukuksuzlukları ifade edeceğimiz hiçbir merci bulamıyoruz. Devletini, milletini seven bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak sesimizi duymanızı ve yardım etmenizi bekliyoruz…