Antalya merkezde orta ayar bir Anadolu lisesinde çalışmaktaydım. Öğretmenliğimin yanında ekstra zaman ayırıp bir müdür yardımcısı gibi de idareye destek veriyor, öğrencilerimize nasıl katkı sağlayabilirim derdi ile hareket ediyordum. Ta ki 15 Temmuz gününe kadar. Bizim için kutlu bir gün çünkü kızımız dünyaya geldi. Ama ailemiz için ağır bir imtihanın başlama günü bir anda insanların bakışlarının değiştiği insanların telefonlara çıkmadığı selam almaktan imtina ettiği bir süreç…

Karınca ezmeyen arkadaşlarımızın gözaltına alınması oradan da cezaevine götürülüşleri ile yeni doğan kızımızla cezaevine girme endişesi ile akraba evlerine sığınmalarımız başladı. Şu an kendisinden dünya kadar laf işittiğim kayınpederimin salonundan yazıyorum. Kızıma mama, bez alacak bir imkana dahi sahip değilim ve tüm bunlar için kayınpederimin eline bakıyorum. Evet, ben kendim ile ilgili hakları helal etmeye hazırım. Ama minnacık kızımın evimizde hazır odasında yatamayıp da her gittiğimiz evin duvarlarına baka baka ağlama krizlerine girmesi, mamaya beze muhtaç hale gelmesi ile ilgili hiçbir hakkımızı asla helal etmeyeceğiz.  Elbet bugünler geçecek ama bu günleri yaşatanlarla mahşer meydanında karşılaşacağız.. O zaman kimsenin kimseyi kandıramayacağı hesap gerçekleşecek…