Şu an size bu satırları eşi tutuklu ve 2 çocuğuyla yaşama mücadelesi veren bir bayan olarak yazıyorum. Bizim başımıza gelen hadiselerin binlercesi Türkiye de yaşanıyor ve ben de sizin insan hakları savunucuları olarak bu zulme sessiz kalmayacağınızı düşünüyorum. Yazımın başında da dediğim biri 3 yaşında biri 8 aylık olmak üzere 2 çocuğumla başımızda kimse olmadan ne kadar yaşayabiliriz. Eşimin suçsuzluğuna binlerce bu zulme maruz kalan aile gibi ben de sonuna kadar inanıyorum çünkü şu an ülkenin içinde bulunduğu durum devlet büyüklerinin kendi geleceği için her şeyi yapabileceğini net bir şekilde görebiliyoruz.
15 Temmuz darbe girişimi gibi bir hadiseden sonra benim eşimin hiç alakası olmadığı halde hatta bayram tatillinde olayları öğrenmemize rağmen bir cadı avıyla eşim Çanakkale kapalı Cezaevine terör örgütü üyesi olmak suçuyla 2 aydır tutsak tutulmakta. 3 yıldır türlü türlü zulümler gördük. Önce eşimin çalıştığı şirkete kayyım atandı daha sonra da 15 Temmuz darbe bahanesiyle çıkarılan KHK’larla şirketi kapandı ve devlet tarafından işsiz bırakıldı.
Şimdi sorarım size bu dünyanın hangi hukuk kitabında var? Hatta kendine sosyal bir hukuk devleti diyen bir devletin 2 tane günahsız yavruyu aç susuz işsiz kimsesiz bırakması hangi hukuka hangi adalete sığar? Ben kadın halimle kime el açayım bu yavrulara nasıl bakayım? Annelerine en muhtaç olduğu bir dönem de çalışayım mı, annelik mi yapayım yoksa babalık mı? Sizden ricamız bu insanlık dramına artık bir son verilmesi. Artık yeter diyorum, bu hukuksuz insafsız insanlık dışı bu adaletin son bulmasını istiyoruz. İnanıyoruz ki bu sese sizler gibi insanlık adına işler yapan kişiler kulak verecektir. Ne olur sesimizi duyun ve Türkiye’de yaşanan bu dramlara seyirci kalmayın.