Çanakkale’nin bir ilçesinde öğretmenlik yaparken 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ihraç edildim. Hakkımda yapılan suçlamaları reddettim fakat bir muhatap bulamadım bir cevap veren olmadı. Hakkımı savunma imkânı verilmeden işimden atıldım. Çeşitli imkânsızlıklar altında okul okuyup bir sürü zor sınavdan geçerek hak ettiğim mesleğimi bir gecede elimden aldılar. Bir hafta sonra da eşim işinden açığa alındı ve akabinde KHK ile işinden atıldı. Koleje gitmekte olan kızımın okulu kapatıldı. Evladımız da eğitiminden oldu. Bir gece de birilerinin yapmış olduğu asla taraf olmam söz konusu bile olmayan bu darbe girişimi gerçekleşmedi fakat bizim eve gayet güzel bir darbe indirdi. Yetmedi, son yatırılan maaşlarımızı geri istediler. Çocuğun önümüzdeki yılın okul taksitlerini ödemeye başlamıştık devlet okula el koyunca ödediğimiz o parayı da alamadık. Sürekli stres altında yaşar olduk. Acaba evimize baskına ne zaman gelecekler? Kapının önünde duran her arabaya geldiler mi acaba diye baktık. Stresten saçlarım döküldü ve çok kısa kestirmek zorunda kaldım. Çocuklar saçımı kestirmeme üzüldüler. Etrafımızdaki arkadaşlarımızdan akrabalarımızdan selam sabahı kesenler, bizden vebalı gibi uzak duranlar oldu. En yakınımız olan anne babalarımız laf söylemekten geri durmadı. Bir gün eşimin hakkında yakalama kararı var diye alıp götürdüler. Terörle mücadele şubesinde nezarethanede kaldı ve akabinde mahkeme ye çıkarıldı. Sordukları sorular çok komik. Bank Asya’ya neden para yatırdın? Cevap olarak çocuğun okul taksitlerini yatırdığını söylüyor. Üstelik bize devlet çocuğumuzu koleje göndermemiz için (devlet teşviki) para yardımı yaptığı halde. Sonra da dönüp niye çocuğu o okula gönderdin diyebiliyor. Eşim iş aradı ama herkes sigorta yapmaktan çekindiği için iş bulamadı. Yazın tarlalar da elma toplama gündeliğine gittik karı-koca. Ama kışın ne ile geçimimizi sağlayacaktık. Uzun vadeli bir iş olsun diye eşim elimizde kalan 3-5 para ile hayvan almak istedi. İnternetten bulduğu satıcı ile irtibata geçip Bursa-Karacabey’e buzağı almaya gittik. 5 tane buzağı aldık. Eve geldik bir hafta içinde buzağının birisi öldü. Bunun üzerine veteriner çağırdık. Meğer adamın bize 3 aylık diye sattığı buzağılar 15 günlük çıktı. Ve mama ile beslenmesi gerekiyor imiş. Tabi biz 3 aylık olduğunu sandığımız hayvanlara mama yerine yem vermiş idik. Tüm yaşadıklarımız yetmedi bir de dolandırılmış olduk.

Bu mektubumu okuyanlara sesleniyorum. Ülkem de güçlü bir demokrasi, adil bir adalet, insan haklarına saygı ve özgürlük istiyorum. Bu konuda bir şeyler yapabilecekken sessiz kalıp bu zulme göz yumanlara da “yuh olsun” diyorum. Hakkımı sonuna kadar savunacağım. Bütün yetkili yerlere itirazlarımı yaptım. Sizlere mektup yazarak da sesimi duyurmaya çalışıyorum. Özellikle isim yazmadım ki ne olur ne olmaz bir sorun daha çıkmasını istemiyorum.