Kardeşim öğretmen, eşi hakim iki çocuğu var. Biri 3 yaşında diğeri de 3.5 aylıkken 15 Temmuz darbesinden iki gün sonra eşi açığa alındı, hemen sonra da gözaltına alındı. Bir süre gözaltında kaldı ve tutuklandı. Darbeden aylar önce çalışma arkadaşları ve komşuları tutuklanıp gidersiniz buradan elleriniz kelepçeli diyorlar.
Evden çıkarken en yakın komşuları vatan hainleri diye bağırıyor. Emniyete girerken görevli polisler bunların hepsini eşlerinin gözlerinin önünde asmak lazım diyor. Bir sürü hakaretler, incitici sözler söyleniyor. Gözaltındayken yemek verilmiyor. Saatlerce elleri arkadan kelepçeli duvara dönük bir şekilde ayakta bekletiliyor. Bunları sonradan öğrendik.
Kardeşim haftalarca eşinden haber alamadı. Avukat tutmaya çalıştı fakat avukat ücretleri çok fazlaydı. Zorda olsa bir avukat buldu. Maalesef avukat bulmak da ayrı bir sıkıntı oldu.  İlk ay eşinin maaşının bir kısmını alabilen kardeşim sonraki ay tamamen parasız kaldı. Sonrasında daha bir kaç aydır oturdukları lojmandan çıkarıldılar. Bunlarla tek başına mücadele etmek zorunda kalan kardeşimin migren hastalığı da arttı. Günlerce bazen de haftalar süren migren krizleri oluyor. Yeni doğum yaptığı için çalışmaya müsait değildi. Fakat çalışmak zorunda kaldı. Çok şükür iş bulabildi. Fakat hayatın zorlukları, babasız kalan çocukların sorumlulukları, önceki borçların ödenmesi bunlarla tek başına mücadele etmek onu fazlasıyla yıprattı ve yordu. Bir kadın olarak tüm resmi işleri yapmak evin taşınması ve daha pek çok problemle mücadele etti. Artık sabrının tükendiğini bu haksız ve adaletsiz uygulamaların ve yaptırımların bitmesini istiyor. Ziyaret ettiğimde “Biliyor musun? Burada gördüğün evlerin neredeyse tamamına yakınının eşleri yok hepsi tutuklandı. İşin en acı tarafı da kimse ne olduğunu anlamadan ne ile suçlandığını bile bilmeden apar topar götürüldü” demişti.
Onu en çok üzen şeyin bu olduğunu anladım. Hiç sebepsiz, somut bir suç bile isnat edilemeyen bir insan nasıl oluyor da yargılanmadan aylarca tutuklu kalıyor. Kardeşim şimdi hüznü, yalnızlığı, eşine olan hasretini, acılarını insanların evlerine gidip sevdikleriyle paylaştıklarını çocuklarına sarılıp azaltmaya çalışıyor. Onu odasından çıkarken gördüğüm halini unutamıyorum gözler yaşlı yüzü solgun ve bitkin. Arada fotoğraf gönderiyor. Zaman geçtikçe zayıflıyor. Bir keresinde eşinin fotoğrafını göndermişti. Moral olsun diye çok iyi gördük demiştik. O da fotoğrafın aylar öncesinde çekildiğini söylemişti. Şimdi çok daha zayıfladı demişti. Orada yemeklerinin çok kötü olduğunu hatta çok az verildiğini sonradan öğrendiğimizde çok üzüldüm. Askerlik yapamayacak kadar da kulağından rahatsız. Bir tanesi tamamen duymuyor. Bir keresinde açık görüş olacak deniyor. Büyük olan çocuğu sadece açık görüşe götürdüğü için onu da beraberinde götürüyor. Çünkü kapalı görüşten kötü etkileniyor gün çocuğu götürüyor ama görüşme son anda kapalı görüş olarak değiştiriliyor. Çocuk babayı camın arkasında görünce dokunmak ve sarılmak istiyor. Buna müsaade edilmiyor tabiki. Bu kez ağlamaya başlayan çocuğu susturamıyorlar kardeşim de ağlamaya başlıyor… Artık adaletin ülkemize gelmesini istiyoruz.
Kimin ya da kimlerin üzerine düşüyorsa yapılabilecek ne varsa yapmalarını istiyoruz. Belki de bir kişinin ufak bir gayretiyle düzelecek şeylerin olduğunu düşünüyorum. Bu kadar sıkıntı yaşayan insan varken bu olanları vicdanı olanlara havale ediyorum.