15 Temmuz dan sonra Türkiye’de başlayan hukuksuz ve keyfi tutuklamalar sonucu aileler parçalandı. Kimi ebeveynlerden sadece biri tutuklu iken binlerce ebeveynde birlikte tutuklandı. Anne ve babası tutuklanan çocuklara ya aile büyükleri bakmakta yada bu imkanı bulamayan anneler ise çocuklarını cezaevine yanlarına almak zorunda kaldı.
Türkiye hapishanelerinde bu sayı şuan 780′ i bulmuş durumda. Evet tam yedi yüz seksen çocuk annesi ile cezaevinde kalmakta. Bunun yanı sıra on binlerce çocuk ise anne babaları tutuklu olduğundan akrabaları tarafından bakılmakta. Omuzlarına binen bu ağır yükten dolayı psikolojik olarak hiç iyi durumda olmayan bu çocuklar geleceğin Türkiye’sin de çok büyük sorun teşkil edeceğe benziyor.
Son zamanlarda bu konuya dikkat çeken uzmanlar olsa da keyfi ve hukuksuz uygulamalar ile bu çocukların narin yapıları alt üst edilmeye devam ediliyor. Aileler ise bu uygulamalar karşısında çaresiz kalıyor. Kendi tutukluluklarının yanı sıra çocuklarının bu durumuna da çare bulamamak onları daha da içinden çıkılmaz buhranlara itiyor.
Gülşah Subaşı’da böyle çaresiz kalan binlerce anneden sadece biri. Gözaltına alındığında emzirdiği bebeği sütten kesildi ve tutuklanarak cezaevine konulan Subaşı daha 2 yaşında olan bebeğini yanına almak zorunda kaldı. Daha bu yaşta anne baba sıcaklığında bir yuvada kalması gereken minik yavrucak soğuk, rutubetli, çocuklar için hiçte uygun olmayan cezaevi ortamında annesi ile birlikte kalıyor.
Bu yaşında yaşamaya mahkum edildiği bu ortamdan dolayı daha bu yaşta psikolojik sorunlar yaşayan minik bebeğin yersiz ağlamaları, saldırgan ve içine kapanık tavırları annesini tedirgin ediyor. İki yaşında cezaevi ile tanışan minik bebeğine en azından bu yaşında daha steril ve bebekler için daha makul ev ortamında bakmak isteyen annenin diğer binlerce anne gibi tek isteği çocuğu için adalet.